(818 S. K. m. 101) (2004 S. K. m. 67)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece alacak isteminin kısmen kabulüne, icra tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri karşılıklı olarak temyiz etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin faiz ve icra tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Takipte dayanılan ve hükme esas alınan 05.07.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili anılan sözleşmeye dayalı olarak 19.04.2010 tarihinde başlattığı icra takibinde aylık 18.000.-TL üzerinden 2008/Mayıs, Haziran Temmuz aylarına ilişkin toplam 54.000.-TL kira ve 9.225.-TL işlemiş faiz alacağının tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı süresinde verdiği borca itiraz dilekçesinde, Şubat ayı sonundan itibaren geçerli olmak üzere kira sözleşmesinin feshedildiğini bu nedenle kira borcu bulunmadığını bildirmiştir, itirazın iptali ve % 40 tazminat istemiyle açılan işbu dava sonunda mahkemece asıl alacağa ilişkin itirazın iptaline, işlemiş faiz ve % 40 tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesi hükmü gereği borcun ifa olunacağı gün sözleşme ile belli edilmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Taraflar arasında imzalanan 05.07.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 3. maddesinde kira bedelinin her ayın 1'i ile 5'i arası ödeneceği belirtilmiştir. Bu şekilde kira parasının ödeme zamanı taraflarca kesin olarak tayin edilmiş durumdadır. Kararlaştırılan bu esasa göre kiracı, yükümlendiği kira borcunu ödememesi halinde Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesi gereği ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden temerrüde düşer. Bu durumda mahkemece, davalının işlemiş faiz ile sorumlu tutulması gerekirken daha önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması, alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir. Somut olayda; borçlunun itirazında haksız olduğu kabul edildiğine ve kira parasının kira sözleşmesinde belirlenmiş ve likit bulunmasına göre davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın likit olmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm, bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy