(4721 S. K. m. 220)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan eşya alacağı davasına dair karar; davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile boşandıklarını, nişanda ve düğünde müvekkiline takılan ziynet eşyalarının davalıda kaldığını bunların müvekkiline iade edilmediğini bildirmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen bir kısım ziynet eşyaları dışında, talep edilen diğer ziynetlerin davacının kabul ve rızası ile eve alınan mobilyaların borçlarının ödenmesinde kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ziynet eşyalarının davalıda kaldığının kanıtlanamadığı, davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre evlenme sebebiyle kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır. Davalı vekili cevap dilekçesinde 2 adet künye, 1 adet kolye ve 6 adet küçük altın dışında diğer tüm ziynetlerin düğün sonrası borçlar için bozdurulup harcandığını kabul etmiştir. Kadına ait olan ve bozdurulan bu ziynetlerin bir daha istenmemek üzere kendisine verildiğini ispat yükü davalıya aittir. Mevcut delillere göre davalı bu iddiasını kanıtlayabilmiş değildir. Her ne kadar davacı başlangıçta bu savunmayı kabul etmeyerek ziynetlerin bozdurulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını dile getirmiş ise de sonradan 20.05.2011 havale tarihli dilekçesinde iddiasını tevsii mahiyetinde bozdurma savunmasını kabul etmiş, davalı vekil ise iddianın genişletilmesi itirazında bulunmamıştır. Bu durumda bozdurularak harcandığı ikrar edilen ziynetler yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın tümden reddi isabetsiz olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de davanın reddi halinde nispi karar ve ilam harcı alınamayacağı gözetilmeden 272.-TL nispi harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy