(818 S. K. m. 486) (2004 S. K. m. 67)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlular tarafından yasal sürede itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, tahliye ve %40 icra tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı kiracının temyiz itirazları incelendiğinde;
İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 20.10.2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedeli 215 TL olup, her ayın 20'sinde peşin ödeneceği, sözleşmenin özel şartlar 2. maddesinde kira artışının her yıl (TÜFE) enflasyon oranı kadar artırılacağı kararlaştırılmıştır. Davacı 13.12.2010 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 1.350 TL TEFE-TÜFE oranlarına göre kira artış alacağı ve 388,12 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.738,12 TL'nin tahsilini istemiş, davalılar itirazlarında alacaklıya kira borçları olmadığını, aylık kira bedellerinin düzenli olarak bankaya ödendiğini bildirmişlerdir. Davacı vekili yargılama sırasında davalıların kira sözleşmesi süresinin bitiminden, yani 2006 yılından 2011 yılına kadar kira bedellerinde bir artış yapmadıklarını, takip talebinde istenilen bedelin bu artış alacaklarına dayandığını beyan etmiştir. Sözleşmedeki artış şartı belli ve muayyen olup, geçerlidir ve tarafları bağlayıcı niteliktedir. Bu durumda mahkemece davacıya artış şartı gereği hangi dönem ve aylara ilişkin kira farkı alacağı talep ettiği hususunun açıklattırılması, uzman bilirkişi aracılığıyla sözleşmedeki artış şartı dikkate alınmak suretiyle talep edilen yıllar kira artış oranı ve kira miktarlarının saptanması, davalı kiracı tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak eksik ödemesi olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde bir karar verilmesi doğru değildir.
2- Davalı kefilin temyiz itirazlarına gelince; davalı M. M. kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Bu kefalet ilişkisi Borçlar Kanunu'nun 486. maddesinde düzenlenen adi kefalet niteliğinde olup, anılan madde hükümleri gereğince alacaklı davacı ancak asıl borçlu hakkındaki takibin kusuru olmaksızın semeresiz kalması ya da borçlu aleyhine yapılacak takiplerin çok masraflı ve güç olması hallerinde adi kefile başvurabilir. Davacı tarafından, önce kiracıdan kira bedelleri istenmeden ve hakkındaki takip konusuz kalmadan davalı kiracı ile birlikte kefil hakkında da icra takibi yapıldığından kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı kabulü ile kararın 1 ve 2 nolu bentte yazılı nedenlerle bozulmasına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy