(818 S. K. m. 256) (1086 S. K. m. 368, 374)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, hor kullanma nedeniyle tazminat ve fatura bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının dava konusu otelde kiracı olup kira ilişkisinin devamı sırasında davalının kiralananı tahliye edeceğini bildirdiğini ve birkaç gün içinde de taşınmazı boşalttığını, 07.04.2010 tarihinde yaptırılan tespitte bilirkişilerce 29.420 TL hasar bedeli tespit edildiğini, ayrıca taşınmazın badana ve sıvası için 4.600TL ve ödenmemiş Adsl fatura bedeli için 269 TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini belirterek şimdilik 33.600 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise, davanın tek yanlı bilirkişi raporuna dayandırıldığını, kiralananda hasar ve noksan bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256. maddesi hükmüne göre kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile iade etmek durumundadır. Kiralananın kötü (hor) kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan, giderim isteminde bulunabilir. Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme dayanak yapılamaz. Öte yandan HUMK'nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374. maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Somut olayda, kiralananın tahliye edildiğinin bildirilmesi üzerine, 07.04.2010 tarihinde davacı tarafından tespit yaptırılmış ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanılarak bu dava açılmıştır. Mahkemece tespite ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de sözkonusu tespitin davalının yokluğunda yapıldığı görülmüştür. Davalı, sözkonusu tespite ve bilirkişi raporlarına karşı çıkarak tespit raporunun davacının iddiaları doğrultusunda hazırlandığını, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne sürmüştür Bu durumda tek yanlı olarak yaptırılan tespit ve bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak fatura bedeli ve hor kullanma tazminatı hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy