(2004 S. K. m. 269)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalılar ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kira alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve temerrüt sebebiyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın 2.400 TL alacak yönünden iptaline ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılarca ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı kiralayan Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2010/12918 Esas sayılı dosyasıyla başlattığı 17.6.2010 tarihli icra takibi ile, 2.6.2010 tarihinde peşin ödenmesi gereken yıllık 4.000 Euro karşılığı 7.680 TL alacağın tahsilini istemiştir. Süresinde borca itiraz üzerine açılan işbu itirazın iptali ve tahliye davasında davacı vekili, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre kira parasının yıllık peşin ve 4.000 Euro olduğunu, davalıların 2.6.2009 tarihinde başlayan dönem için herhangi bir kira ödemesi bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı kira ilişkisine karşı çıkmamış ancak kira parasının 4.000 Euro değil yıllık 2.400 TL olduğu savunmuştur. Kural olarak kira ilişkisinin varlığını ve kira miktarını ispat yükü kiralayana, belirlenen kira parasını zamanında ve tam olarak ödediğini ispat yükü de kiracıya aittir. Olayımızda yıllık kira parasının 4.000Euro olduğu davacı vekili tarafından yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Ne var ki davacı vekili delil dilekçesinde "her türlü deliller demek suretiyle yemin deliline de dayandığından iddiasını kanıtlaması için davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi hatalı olmuştur.
İ.İ.K.'nun 269/b-4 maddesi hükmüne göre temerrüt ihtarı yerine geçen ihtarlı ödeme emri davalı borçlulara 30.6.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ödeme emrinde 30 günlük ödeme süresi öngörülmüş olup davanın da bu süre sonunda açılması gerekirken 30 günlük süre beklenmeden 8.7.2010 tarihinde açılmıştır. Bu sebeple tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan reddedilen alacak üzerinden davada kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Hüküm bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 04.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy