(6570 S. K. m. 11)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili ile davalı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, kiralananın sözleşme bitiminden önce erken tahliye edilmesi nedeniyle 38.232 TL yoksun kalınan kira parası, aidat ve su parası alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 31.860 TL kira parası. 697.43 TL aidat ve 243.64 TL su parasının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin hüküm altına alınan kira alacağı ve su parasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.11.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme kiralananın önceki maliki S. Y. ile davalı kiracı arasında düzenlenmiş, sözleşmenin özel şartlar bölümü 4. maddesinde, akdin hitamında sözleşme yenilendiği takdirde, kira bedelinin, piyasa rayiç emsalleri, çevre gelişmesi, enflasyon endeksleri dikkate alınarak TEFE + ÜFE: 2 + 3 oranından az olmamak üzere artırılacağı, sözleşmenin özel şartlar bölümü 7. maddesinde de kiracının kiralananın elektrik, su yakıt vb, hizmetlerden sözleşmeden itibaren otuz gün içinde ilgili kurumlarla kendi adına sözleşmeler yapmak suretiyle yararlanacağı, bu ve buna benzer kiralananın kullanımına bağlı giderlerin kiracı tarafından ödeneceği ve kiracının ortak kullanım ve yönetim giderlerini iş merkezinin yönetim kararlarına ve uygulamalarına göre ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Kiralanan taşınmazı kiracılık süreci içinde 29.12.2008 tarihinde satın alan davacı da sözleşmenin külli halefi haline geldiğinden belirtilen şartlar kendisi için de geçerlidir. Davacının taşınmazı satın aldıktan sonra 30.12.2008 tarihinde kira paralarının kendisine ödenmesi konusunda davalıya ihtarname göndermesi üzerine, davalı kiracı da 14.1.2009 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile kiralananı 1.3.2009 tarihine kadar tahliye edeceğini bildirmiştir. Ne var ki kiralanan belirtilen tarihte değil 30.6.2009 tarihinde tahliye edilerek davacıya teslim edilmiştir. Taşınmazın tahliye edildiği tarih konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine sözleşmede kiralananın sözleşme süresi içinde erken tahliye edilmesine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durumda sözleşme 1.11.2008 tarihinden itibaren 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 11. maddesi hükmü gereğince aynı şartlarla bir yıl daha uzamıştır. Davalı kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte davacı kiralayanın bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapmak durumundadır. Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Yargılama sırasında mahkemece kiralananın yeniden aynı koşullarla ne kadar sürede kiraya verilebileceği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler de 14.3.2010 tarihli raporlarında bu süreyi beş ay olarak belirlemişlerdir. Bununla birlikte 1.11.2008 tarihinde başlayan yeni kira dönemi 1.11.2009 tarihinde sona erecektir Taşınmaz da kira süresinin bitimine dört ay kala 30.6.2009 tarihinde tahliye edilmiş olduğundan davalının en fazla kira dönemi sonuna kadar olan dört aylık kira parasından sorumlu olması gerekirken bilirkişi raporu doğrultusunda beş aylık kira parasının hüküm altına alınması doğru değildir.
Diğer yandan davacı, dava dilekçesinde, kiralananın tahliye edilmesinden sonraki döneme ilişkin su parasının tahsilini de talep etmiş ise de, sözleşme gereği davalının su parasından sorumluluğu kiralananın tasarrufu altında olduğu dönemde tükettiği su miktarına ilişkindir. Bir başka deyişle tüketmediği suyun bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece su parasına yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bir aylık su parasının da davalıdan tahsiline hükmedilmesi yerinde değildir.
3- Davacı vekilinin aidat alacağına ilişkin temyiz itirazları yönünden:
Sözleşmenin özel şartlar bölümü 7. maddesinde aidat giderlerinden davalı kiracının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Aidat parası dönemsel olarak yönetime ödenmesi gereken bir miktar olup mahkemece bilirkişi raporu çerçevesinde kira döneminin sonu olan 1.11.2009 tarihine kadar aidat giderlerine de hükmetmesi gerekirken sadece bir aylık aidat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda (2) ve (3) No'lu bentlerde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 825 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, keza Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy