(818 S. K. m. 20, 256)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, Borçlar Kanunu'nun 20 ve 256. maddelerine dayalı sözleşmenin feshi ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Davacı vekilinin akdin feshine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı ile müvekkilinin halefi olduğu HEAŞ arasında 26.12.2005 tarihli kira sözleşmesi ile Sabiha Gökçen Havaalanı A ve B holü gidiş tarafında iki ayrı alanın kiraya verildiğini, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile müvekkili arasında akdedilen Uygulama Sözleşmesi ile kiralananların 01.05.2008 tarihinde müvekkilinin tasarrufuna geçtiğini, eski kiralayanın külli halefi olduğunu, yeni terminalin inşa edilerek 31.10.2009 tarihinde işletmeye açıldığını, 15.11.2009 tarihinde davalının kiracısı olduğu alanların yolcu giriş ve çıkışına kapatılarak kullanım dışı kaldığını, 25.12.2007 tarihli Ek Sözleşme'nin 7.2. maddesi gereğince davalının ihtara rağmen kiralananı tahliye etmediğini, kira sözleşmesinin 14.18. maddesi gereğince güvenlik komisyonu kararlarına uymayarak akde aykırı davrandığını, eski terminal kullanım dışı bırakıldığından sözleşmenin yerine getirilmesinin imkansız olduğunu ileri sürerek Borçlar Kanunu'nun 20 ve 256. maddeleri gereğince sözleşmenin feshine ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, Ek Sözleşmenin adi yazılı olup 7.2. maddesinin geçerli olmadığını, kiralananın kullanımından kaynaklanan bir akde aykırılık bulunmadığını, kira sözleşmesinin usulüne uygun feshedilmediğini, halen yürürlükte olduğunu, yeni yapılan terminal binasından kendilerine yer verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından yeni terminal binası açılarak kiralananın bulunduğu kısmın hava trafiğine kapatılmasında davalının kusuru bulunmadığı, idare tarafından yeniden açılabileceği, mutlak butlan nedenlerinin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davada dayanılan ve hükme esas alınan HEAŞ ile davalı arasında akdedilen 26.12.2005 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 6. maddesi gereğince Dış Hatlar Terminali Arındırılmış Salon Asma Katta bulunan ve A holü Gidiş ve B holü gidiş salonu restoran alanları bar, restoran, pub, mutfak, depo, koridor olarak kullanılmak üzere işletmeciye tahsis edildiği, 14.18. maddesinde Havaalanı Güvenlik Komisyonu'nun güvenlik nedeniyle alacağı kararlara itiraz etmeden uyulacağı, 7. maddesinde sözleşmenin 27 Aralık 2005 tarihinde yürürlüğe gireceği, iki yıl yürürlükte kalarak 27. Aralık 2007 tarihinde herhangi bir ihbar ve ihtara gerek kalmadan sona ereceği kararlaştırılmıştır. 25.12.2007 tarihli Ek Sözleşme ile 26.12.2005 tarihli sözleşmenin 7. maddesinin iptali ile yeni madde eklenmesi kararlaştırılmış olup 7.2. maddesi gereğince Sabiha Gökçen havaalanının herhangi bir bölümünün kullanım dışı kalması halinde kiralanan alanın tahliyesi de dahil olmak üzere kiracının yeni işleticinin tahliye dahil sözleşmedeki her değişikliği itirazsız kabul edeceği, yeni yapılması planlanan Terminal üzerinde herhangi bir hak talep etmeyeceği kararlaştırılmıştır. Kararlaştırılan bu şartlar tarafları bağlar. Kira sözleşmesinde kararlaştırılan ve kiralananın doğrudan kullanımıyla ilgili bulunmayan bir koşuluna uyulmaması ancak akdin feshini gerektirir. Davacı, sözleşmenin 14.18 maddesinde güvenlik komisyonunun güvenlikle ilgili kararlarına uymama ve ek sözleşmesinin 7.2 maddesinde havaalanının kullanım dışı kalması nedeniyle kiralananın tahliyesinin kararlaştırıldığı düzenlemelere dayanarak akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi ile tahliye isteminde bulunmuştur. Bu maddelere uyulmaması kiralananın kullanımı ile ilgili olmadığından kiralananın tahliyesini değil akdin feshini gerektirir. Akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemin kiralananın kullanımına yönelik olması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan bir koşulun yerine getirilmemesi ise, ancak akdin feshi nedenini teşkil eder. Akdin feshi ve tahliye davaları, konu olarak farklı davalardır. Davalının sözleşmede kararlaştırılan anılan maddelere uyulmaması hususu akdin feshini gerektirmekte olup, tahliye nedeni sayılamaz. Davacı, dava dilekçesinde akdin feshini talep ettiğine göre yukarıdaki hukuki ve fiili olgular dikkate alınarak akdin feshine karar verilmesi gerekirken aktin feshi isteminin de reddedilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy