(818 S. K. m. 262) (1086 S. K. m. 275)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve kira alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, feshi ihbar nedeniyle tahliye ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere kira bedelinin istenilen miktarda olduğunun davacı tarafından kanıtlanamadığına, davalının kabul ettiği miktar üzerinden kira bedellerinin ödendiğinin tarafların kabulünde bulunduğuna göre davacı vekilinin alacağın reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin tahliye istemine ilişkin temyiz istemine gelince:
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının 01.01.2004 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, akdin yenilenmeyeceğine ilişkin ihtar keşide ettikleri halde davalının taşınmazı tahliye etmediğini, taşınmazın getirisinin aylık 1.600 TL. olarak tesbit edildiği halde aylık 850 TL. ödeme yapıldığından 2010 Ocak-Mayıs aylar arası bakiyesi olan 3.750 TL'nin tahsili ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı ise taşınmazda 2004 yılından beri kiracı bulunduğunu, kiraladığında kiralananın baraka vasfında olduğunu, masraf yaptığını dük-kanın şu anda çevrenin en bakımlı dükkanı olup kiraları da gününde ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı dava dilekçesinde davalının 01.01.2004 başlangıç tarihli sözleşmeye dayanarak kira alacağının tahsili ve baraka vasfındaki taşınmazdan tahliyesini istemiştir. Davalı ise kiracılık ilişkisine karşı koymamış, taşınmaz kiralandığında baraka vasfında olduğunu beyan etmiştir. Davacı tarafından yargılama sırasında ibraz edilen 01.01.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralananın vasfı dükkan olarak belirtilmiş ise de kiracının imzası bulunmadığından bu sözleşmeye itibar edilemez. Dava dilekçesini yorumlamak hakime ait ise de davacı dava dilekçesinde temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkin bir beyanda bulunmadığı gibi 04.10.2010 tarihli oturumda da davanın temerrüt nedeniyle tahliye olmayıp değişen durum nedeniyle mahkemenin müdahalesi olduğunu beyan etmiştir. Davacı ve davalı kiralananın vasfını baraka olarak belirtmişlerdir. Bu durum karşısında istemin feshi ihbar suretiyle akdin feshi ve tahliye istemi olduğunun kabulü gerekir. Baraka gibi menkul hükmünde olan yerler için 6570 Sayılı Kanun hükmü uygulanmaz. BK. 262 maddesi uyarınca akit bozulabilir. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş konusunda uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılarak kiralananın Borçlar Kanuna mı yoksa 6570 Sayılı Yasa'ya mı tabi olduğunun belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye davasının red edilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarda bir nolu bentte yazılı nedene alacağa ilişkin hüküm kısmının onanmasına, 2 no'lu bentte yazılı nedenle tahliyeye yönelik hüküm kısmının bozulmasına, onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy