(818 S. K. m. 256)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak davanın mahiyeti gereği duruşma isteminin reddine karar verilmiş olup, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, akde aykırılık sebebiyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 1.8.2004 tanzim ve başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince A... Alışveriş merkezindeki A024 olarak tabir edilen işyerinde kiracı olduğunu, belediye tarafından yapılan denetimlerde kiralanandaki açık alan imalatlarının ruhsatsız olduğu gerekçesiyle imar yasası ve ceza yasası uyarınca işlem yapılacağının ihtar edilmesi üzerine yerinde tespit yaptırdığını, tespit raporuyla belirlenen proje ve ruhsata aykırı yapılan imalatların kaldırılması için 10 günlük eski hale getirme süresi verildiğini ancak eski hale getirilmediğini belirterek akde aykırılık sebebiyle tahliyeye karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, kiralananın kiracıya teslim edilmiş şekliyle kullanıldığını, kiralananda proje yada ruhsata aykırı tadilat yada eklenti yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tahliye şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B.K.nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince kiracı kiralanana zarar vermemiş olsa bile kullanım şekline uygun halde kullanmalı, şeklini değiştirmemelidir. Ayrıca kiralayan kiracının sözleşmeye aykırı davranışını bildiği halde uzun süre ses çıkarmamış olması halinde kiracının bu eylemine icazet vermiş, başka bir anlatımla muvafakat etmiş demektir. Böyle bir durumda kiracının tahliyesinin istenmesi iyi niyet kuralıyla bağdaşmaz. Kiracının bu şekilde savunmada bulunması halinde kendisine savunmasını kanıtlaması için süre ve imkan verilmelidir. Kiracı bu savunmasını tanık dahil her türlü delil kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; Davacı, davalı kiracının tasdikli mimari projeye ve imara aykırı olarak kiralananın açık alanlarının üzeri kiremitli, camekanlı alüminyum doğramayla kapatılarak akde aykırı davrandığını ileri sürerek akdin feshi ve tahliye isteminde bulunmuş, davalı kiracı ise kiralanan yeri kiralama anındaki şekli ile, kendisine nasıl teslim edildi ise o şekilde kullandığını, kendisinin hiçbir eklenti ve imalat yapmadığını savunmuştur. Bu durumda davaya konu kiralananın kiralama anında ne durumda olduğunun, akde aykırılık olarak ileri sunulan tadilat ve değişikliklerin kiracıya teslim anında var olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 15.12.2003 başlangıç tarihli ve 1.8.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmelerinde kiralanan yer olan A024 olarak tabir edilen mağazanın sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu yazılı Ek 5te gösterildiği yazılmıştır. Ancak her iki taraf da ek 5 olarak tabir edilen sözleşme ekinin aslını sunamamıştır. Bu sebeple mahkemece taraflara varsa tanıklarını bildirmek üzere süre verilmeli, mahallinde uzman bilirkişi veya bilirkişilerce keşif yapılarak taraf tanıkları dinlenilmeli ve taşınmazın ilk kiralama ve kiracıya teslim sırasındaki durumunun, akde aykırılık teşkil ettiği iddia edilen imalat ve tadilatların var olup olmadığı tespit edilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy