(6100 S. K. m. 371)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamını önalım bedeli olarak depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir.
Davacı, dava dilekçesinde, davacının L. Köyündeki 1782 ve Y. Köyündeki 2137 nolu parsellerde pay sahibi olduğunu, paydaşlardan Y. U.’nın taşınmazlardaki paylarını toplam 60.000 TL’ye davalıya satmasına rağmen bedelde muvazaa yapılarak satış bedelinin toplam 150.000 TL olarak yüksek gösterildiğini belirterek gerçek satış bedeli üzerinden önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı, duruşmada davanın reddini savunmuştur. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıklarının payın davalıya hangi bedel karşılığı satıldığı konusunda açık, kesin ve görgüye dayalı bilgi ve beyanları bulunmamaktadır. Davacı tanıklarından P. Ö. payları satan Y. U.’nın kendisine toplam 60.000 TL’ye sattığını beyan ettiğini, tanık Ç. O. ise davacının taşınmazlardaki payları toplam 60.000 TL’ye aldığını söylediğini ifade etmişlerdir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonunda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu edilen payların toplam değeri 62.654,25 TL olarak bildirilmiş ise de, muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Bu durumda davacının bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanmadığının kabulü gerekir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Ancak, yargılama sırasında dava konusu Y. Köyündeki 2137 ve L. Köyündeki 1782 parseller imar uygulaması sonucu ifraz edilmesi nedeniyle mahkemece L. Köyündeki 1849-1856-1858 ve 2064 parsellerdeki davalı paylarının iptaline karar verilmiş ise de, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden ve geri çevirme kararı üzerine gönderilen tapu kayıtlarından Y. Köyündeki 2137 parselin hangi parsellere, L. Köyündeki 1782 parselin hangi parsellere revizyon gördüğü anlaşılamamaktadır. Mahkemece hüküm kurulan yeni oluşan parsellerin bir kısmında davacının, bir kısmında davalının payı bulunmamaktadır. Mahkemece öncelikle davaya konu 2137 ve 1782 nolu parsellerin imar uygulaması sonucu hangi parsellere revizyon gördüğü ayrıntılı olarak belirlenmeli, bu parsellerde davacının ve davalının birlikte paylarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve ondan sonra davacıya, tapuda gösterilen satış bedeli ve satış masraflarından oluşan önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınması ve sonucuna göre infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)