(6100 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yeni iktisap ve konut ihtiyacı sebebiyle tahliye ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliyeye ve feragat sebebiyle kira alacağının reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, kiralananı 2.10.2009 tarihinde satın aldığını, konut ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesini ve kira paralarının kendisine ödenmesini davalıya ihtarnameyle bildirdiğini, 6 ay geçmesine rağmen tahliye edilmediğini ve aylık 200 TL den 1200 TL kira parasının ödenmediğini belirterek tahliyeye ve 1200 TL kira alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kiralananda babasının oturduğunu teminat olarak tapunun önceki malike devredildiğini bununla ilgili babasının açtığı tapu iptali davasının derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, böylelikle kiracılık ilişkisini inkar etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında kira ilişkisinin varlığı kabul edilerek tahliyeye ve feragat sebebiyle kira alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalıyla aralarında sözlü kira akdi bulunduğunu ileri sürerek, piyasa rayiçlerine göre aylık 200 TL'den 6 aylık 1.200 TL kira parasının tahsilini talep etmiştir. Davalı, kiracı olmadığını, kira borcu bulunmadığını bildirmiştir. Davada dayanılan sözlü kira sözleşmesi ve kira ilişkisi inkar edildiğine göre, kira ilişkisinin varlığı ve unsurları kiralayan tarafından kanıtlanmalıdır. Davacı davalıyla yapılmış yazılı bir kira akdi sunamamıştır. Davacı tarafından iddia edilen yıllık kira miktarına göre kira ilişkisinin varlığı ancak kesin delillerle ispatlanabilir. Bu durumda davacı dava dilekçesinin deliller bölümünde yemin deliline de dayandığına göre yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3 üncü madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nun 428 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy