(2004 S. K. m. 269)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar davacı ve davalılardan M. C. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, itirazın kaldırılması ve temerrüt sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı K. M. M. hakkında açılan davanın reddine M. C. hakkında açılan davanın kabulüne, itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, % 40 icra tazminatının alınmasına, temerrüt sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı M. C. ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı M. C. ile davacı arasında 15.8.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi kurulduğunu, daha sonra kiralanan taşınmazın davalı K. M. M. tarafından kullanıldığının öğrenildiğini, davalıların 15.12.2007 ile 15.11.2008 tarihleri arasında aylık 2500 TL'den 15.12.2008 ile 15.9.2009 arası aylık 3000 TL'den toplam 60000 TL kira parasının ödenmesi için icra takibi yapıldığını, 30 gün içinde ödeme yapılmadığını, takibe yasal süresinde itiraz edildiğini, ödeme yapılmaması sebebiyle temerrüt oluştuğundan itirazın kaldırılmasına, % 40 icra tazminatıyla kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı M. C. vekili, her ne kadar kira sözleşmesi yapılmış ise de müvekkilinin tayininin çıkması sebebiyle 15.8.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin karşılıklı anlaşmayla feshedilerek davacının dava dışı F. G. isimli kişi ile 1.1.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmede 11 adet 2100 TL senet R. ve F. G.'dan teslim aldım. Ücretler ödendiğinde senetler elden verilecektir. hükmünün yer aldığını 1.8.2007 vade tarihli 1.2.2007 düzenleme tarihli lehtarı davacı A. G. borçlusu F. ve R. K. olan 2.100 TL'lik bono için Edremit 4. Noterliği tarafından 3.8.2007 tarihinde protesto çekildiğini ve yine lehtarı ve borçluları aynı olan, 5.9.2007 tanzim tarihli 1.9.2007 vadeli bono için aynı noterlikçe protesto çekildiğini, bu sebeple kendisinin talep edilen aylarda kiracı olmadığını savunmuştur. Davalı K. M. M. vekili ise, müvekkilinin davalı M. C.'u tanımadığını, taşınmazı dava dışı F. G.'dan devraldığını, F.'nin de taşınmazı 1.2.2007 başlangıç tarihli aylık kira bedeli 1000 TL olan kira sözleşmesiyle kiraladığını, davacıyla müvekkili arasında bir kira sözleşmesi olmadığını savunmuştur. Mahkemece, akdi ilişkiyi inkar etmeyen davalı borçlu M. C.'un, sözleşmenin feshedildiği ve kiralananın tahliye edildiği itirazını İ.İ.K. 269/c maddesinde yazılı nitelikte bir belgeyle kanıtlayamadığından, adı geçen yönünden istemin kabulüyle itirazın kaldırılmasına, diğer davalı borçlu K. M. M.'nin kiracılık sıfatı bulunmadığından adı geçen bu borçlu yönünden de istemin reddine karar verilmiştir.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan kiracısı davalı M. C. kiralayanı ise davacı olan 15.8.2006 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı M. C. tarafından sunulan 1.1.2007 tarihli kira sözleşmesinin kiralayanının davacı, kiracının ise dava dışı F. G. olduğu, sözleşmenin arka yüzünde 11 adet 2100 TL senet R. ve F. G.'dan teslim aldım. Ücretler ödendiğinde senetler elden verilecektir. hükmünün yer aldığı, Edremit 4. Noterliğinin 3.8.2007 tarihli ödeme protestosunda, 1.8.2007 vade tarihli ve 1.2.2007 düzenleme tarihli lehtarı davacı A. G. borçlusu F. ve R. K. olan 2.100 TL'lik bononun ödenmesinin istendiği ve yine aynı noterlikçe lehtarı ve borçluları aynı, vade tarihi 1.9.2007, düzenleme tarihi 5.9.2007 olan senedin tahsili yönünden protesto çekildiği görülmektedir. Davacı vekili, davalılar tarafından sunulan kira sözleşmelerindeki imzaların davacıya ait olmadığını savunduğuna göre, sözleşmelerdeki imzaların ve yazıların davacıya ait olup olmadığı, çekilen protestoların içeriklerinin incelenmesi ve kiralananın dava dışı F. G.'a devredilip devredilmediği, bu devir işlemine davacının onayının olup olmadığı ve hangi sözleşmeye itibar edileceği hususlarının incelenmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 01.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy