(2004 S. K. m. 269)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, erken tahliye sebebiyle ödenmeyen kira ve aidat parasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 6.258-TL alacağın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 5.9.2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşmeyle kiracı olduğunu, sözleşmenin özel şartlar 8 inci maddesine göre kiracının kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden bildirimde bulunacağı kararlaştırılmasına rağmen davalının bu şarta uymadan kiralananı davacının bilgisi dışında 23.1.2008 tarihinde tahliye ettiğini, 2008 yılı Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs ayları kira parası ile 5 aylık apartman aidatını ödemediğini, davacının davalının ödemesi gereken 5 aylık apartman aidatı toplamı 685 TL.yi apartman yönetimine ödediğini belirterek 4 aylık kira alacağı 6.000 TL ve 5 aylık apartman aidatı 685 TL toplamı 6.685 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, kiralananın davacıyla karşılıklı mutabakata varılarak ve 1.5 ay önceden bildirim yapılarak tahliye edilip, anahtarın kapıcı vasıtasıyla davacıya teslim edildiğini, sözleşmede bildirim için şekil şartı düzenlenmediğini, bu sebeple borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 5.9.2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedeli 1,200.-TL olup, her ayın 10. gününde peşin ödeneceği ve yıllık kira artışının %20 olduğu belirtilmiş, sözleşmenin özel şartlar 8 inci maddesinde kiracının kiralananı boşaltmak istediği takdirde en az bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup, tarafları bağlar. Davacı, davalı kiracının taşınmazı 23.1.2008 tarihinde tahliye ettiğini 30.1.2008 tarihinde öğrendiğini bildirmiş, davalı vekili ise taşınmazın 18.1.2008 tarihinde tahliye edildiğini ve davacıya 1.5 ay evvelinden bildirimde bulunulduğunu savunmuştur. Tahliye tarihi ve anahtar teslimiyle sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen ihbarın yapıldığını davalı kanıtlamalıdır. Ancak davalı tahliye tarihini, usulüne uygun anahtar teslimini ve sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen bir ay önceden bildirim şartını yerine getirdiğini yazılı belgelerle kanıtlayamamıştır. Bu durumda tahliye ve anahtar tesliminin davacının bildirdiği 30.1.2008 tarihi olarak kabulü gerekir.
Kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte davacı kiralayanın bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yerine getirmesi gerekir. Aksi halde hakim tarafından tenkise tabi tutulur. Bu durumda davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşularla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye dair kira parasından ibarettir. Sözleşmenin özel şartlar 8. maddesinde taraflar bir aylık feshi ihbar süresi getirerek bu süreyi bir ay olarak kararlaştırmışlardır. Bu durumda mahkemece yeniden kiraya vermek için gereken makul sürenin bir ay olarak kabulü gerekirken bu süreyi aşar şekilde bilirkişi aracılığıyla makul süre tespiti doğru değildir. Ayrıca, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde açıkça 2008 yılı Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs ayları kira paraları istenmişken, talebi aşacak şekilde 2008 Ocak ayı kira parasının da tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, taraflarca kira sözleşmesinin 8. maddesinde düzenlenen bir ay evvelinden bildirim şartı gereğince bir aylık makul süre kira parası ve bu süreye dair aidatla davacı tarafından ödendiği anlaşılan 2008 yılı ocak ayına ait aidat bedeli toplamının tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy