(4721 S. K. m. 644) (1086 S. K. m. 569) (7201 S. K. m. 10, 20, 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, on adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar C. ve İ. Ş. ile A.Y. tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya birkaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. H.U.M.K.nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davalılar C. Ş., Ü. Ş., K. Y. ve R. K. duruşma gün ve saatini bildiren davetiye açık adres bilgileri konusunda yeterli araştırma yapılmaksızın ilanen tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır. Savunma hakkıyla sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının sınırlı tutulmasının hakkın kısıtlanmasına yol açacağı kuşkusuzdur. O halde mahkemece adı geçen davalıların adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınması, soruşturmanın çok yanlı olarak yapılması, bu çerçevede PTT'den, Belediyeden. Nüfustan, Tapudan, Vergi Dairesi, Askerlik Şubesi'nden (erkek olanlar için) adreslerin bulunması muhtemel olan kuruluşlardan etraflıca araştırıldıktan sonra bulunmamaları durumunda ilanen tebligat yapılmak suretiyle yöntemine uygun taraf teşkili sağlanarak karar verilmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalılar B. ve S. Ö.'a dava dilekçesiyle duruşma gün ve saatini bildiren davetiye Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, davalıların haber verilen komşularının imzası alınmadığından Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tüzüğün 28. maddesine göre usulüne uygun tebligat yapıldığından söz edilemez.
Öte yandan, Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır. 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan değişiklikle birlikte, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda kabul edilen adres kayıt sistemindeki adreslerin tebligat işlemleri bakımından esas alınabileceği benimsenmiştir. Tebligat Kanunu'nun 6099 Sayılı yasayla değişik 10. maddesinde, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen son adresi olarak kabul edilerek tebligatın buraya yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. 10. maddede yapılan değişiklikle bilinen en son adrese tebligat yapılması usulü terk edilmemekle birlikte, tebliğ işleminin bu adrese yöntemine uygun bir şekilde yapılamaması durumunda adres kayıt sistemindeki adresin esas alınacağı, başka hiçbir araştırma yapılmadan tebligatın o adrese yapılacağı usulü benimsenmiştir.
Muhatabın adreste bulunmaması veya bulunduğu halde tebellüğden imtina etmesi halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiği, Tebligat Kanunu'nun 20-21 ve Tüzüğün 28. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Bu bağlamda Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 1. fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra ilave edilmesine dair 6099 Sayılı Kanun 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, maddeye ilave edilen bu fıkra hükmüne göre gösterilen adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür.
Ne var ki, tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun değişik 21/2. maddesinde belirtilen bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi bakımından tebliğ mazbatasındaki adresin adres kayıt sisteminde belirtilen adres ile aynı olup olmadığının tebligat memurunca tebliğ zarfına yazılması zorunludur. Mahkemece adı geçen davalılara yapılacak tebligatlarda bu yasa değişikliğinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3 üncü madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy