(818 S. K. m. 256)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, akde aykırılık sebebiyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.4.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık sözleşme hükümlerine göre akde aykırılık olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Kira sözleşmesi davacı kiralayanla davalı K. D. Konuşturma ve Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti arasında imzalanmıştır. Sözleşmenin özel koşullar 1. maddesiyle kiralanan yeri davalı bizzat kullanmak zorundadır, tamamını veya bir kısmını ortaklarına veya hissesi ne olursa olsun halen ve veya sonradan ortak olacağı şirket veya şirketlere kullandıramaz, kiralayanların yazılı izni olmadan kiralananı kısmen veya tamamen gerçek ve tüzel kişilere kiralayamaz, devir ve temlik edemez, ortak alamaz, 13. maddede belirtilen hisse oranlarına aykırı olarak değiştiremez ve 13. maddesiyle A. O.'ün kiracının hisse oranı fazla olan ortak olarak temsil ve ilzam yetkisi olmasından dolayı kiracı ile iş bu kira sözleşmesinin yapılması önkoşuldur, bu sebeple de A. O.'ün işbu sözleşmeyle kiracı olan K. D. Konuşturma ve Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. şirketindeki hisse oranının % 51'in altına düşmesi halinde, akde aykırılık sebebiyle hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın işbu kontrat tek taraflı feshetme hakları olduğunu kiracı kabul beyan taahhüt eder hükmü düzenlenmiştir. Bu şartlar sözleşme serbestisi kapsamında geçerli olup tarafları bağlar. Davanın konusu akde aykırılık sebebiyle sözleşmenin feshi ve tahliye istemi olup akde aykırılık sebebiyle tahliyeye karar verilebilmesi için sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemin kiralananın bizzat kullanımına yönelik olması gerekir. Kiralanan taşınmazın bizzat kullanımıyla ilgisi olmayan, sadece sözleşmedeki bazı hükümlerin ihlali olarak nitelendirilebilecek olgular akde aykırılık olarak nitelendirilemez. Bu tür davranışlar sözleşmenin haklı sebeple feshini gerektirir.
Olayımızda; davalı kiracı şirkette % 52 hisse oranıyla şirketin ortağı olan A. O.'ün şirketteki söz konusu paylarını devrettiği bu sebeple sözleşmenin özel koşullar bölümü 1. ve 13. maddesinde yazılı hükümlerine aykırı davrandığı ve usulüne uygun olarak gönderilen 15 günlük süreli ihtara rağmen devredilen hisselerini geri üzerine almadığı saptanmıştır. Belirtilen husus, yukarda yapılan açıklama ve ilkeler doğrultusunda akde aykırılık değil, sözleşmenin haklı sebeple feshini gerektirir. Bu durumda mahkemece akdin feshine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken tahliyeye de karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy