(4721 S. K. m. 6)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı ziynet eşyaları davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, çeyiz eşyaları yargılama aşamasında teslim edildiği beyan edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından ziynet eşyaları ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının kavga üzerine evden ayrıldığını, ziynetlerin ve ev eşyalarının müşterek evde kaldığını bildirerek, ince cansu model 3 adet bilezik, 1 adet fantasy bilezik, 6 adet bilezik, 1 adet liralı bilezik, 5 adet ince bilezik, takı seti ve 98 adet küçük altın ile 1 adet 3 programlı Beko bulaşık makinesi, 1 adet 4'lü ocaklı Beko fırın, Vestel marka 37 ekran tv, Vestel marka halı yıkama makinesi, Auer marka şofben, 4 kapılı aynalı dolap, 2 kapaklı aynalı dolap, 1 adet kapaklı boydan aynalı dolap, 2 adet iki çekmeceli yatak başlığı, 1 adet aynalı dört çekmeceli şifonyer, deri başlıklı bazali yatak ve 1 adet sandık şeklindeki takı ve eşyaların bedeli olan 26.662,25 TL'nin ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, takılara dair talebi kabul etmediklerini, ziynetlerin sayısı, cinsi ve ağırlığının götürülmesine engel olunduğunun, önceden götürme fırsatı bulamadığını kanıtlamadığını, davacının kavgadan bir saat sonra evden el çantasıyla ayrıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın davaya konu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu sebeple evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, davaya konu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle davaya konu ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını daha önce götürme fırsatı elde edemediğini, dinlettiği tanık beyanlarıyla ispat etmiştir. Davacının davalı tarafından darp edildiği Adli Tıp Kurumundan alınan raporla sabit olduğu gibi, müşterek haneyi de gördüğü bu şiddet sebebiyle ziynet eşyalarını alamadan terk etmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bir kısım ziynetlerin evde kaldığı mahkeme kanalıyla yaptırılan tesbit ile de belirlenmiştir. Bu durumda davanın kabulüyle müşterek evde kalan ziynet eşyalarının aynen veya bedelinin davacıya verilmesi gerekirken yazılı şekilde ziynet eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy