(2004 S. K. m. 67, 269)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kira bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 1.1.2004 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesiyle kiracı olduğunu, 2008 yılına kadar kira paralarını düzenli olarak ödediğini, ancak 2008 - 2009 dönemi kira parasını ödememesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasını, kiralananın tahliyesini ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı vekili itirazında, kiralayanın tek başına malik olmadığını başka paydaşlarda bulunduğunu tek başına kiraya verme yetkisi olmadığını bildirmiştir. Mahkemece paylı mülkiyette kiralayanın tek başına kiraya verme yetkisi bulunmadığı için davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 1.1.2004 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi kiralayan olarak davacı H. Ç. davalı kiracı R. Y. arasında imzalanmıştır. Kira sözleşmeleri şahsi hak doğuran sözleşmelerden olduğundan kiraya verenin malik olmasına gerek yoktur. Bu sebeple kiraya vermek için malik olmak gerekmez. Kiralayan sözleşmenin tarafı olup dava açma hakkı ve yetkisini sözleşmeden almaktadır. Sözleşmeden kaynaklanan bu yetkinin kullanılabilmesi için kiralayanın malik olması şart olmadığına, kiraya verilen taşınmazın malikleri, söz konusu sözleşmenin iptali için dava açmadıklarına göre kira sözleşmesine icazet verdiklerinin kabulü gerekir. Kira sözleşmesi tarafların ortak iradesiyle veya bir mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmadığı sürece geçerli olup, tarafları bağlar. Davacının kiralayan sıfatıyla icra takibi yapmasında ve itiraz edilmesi üzerine dava açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda davalı takip konusu borcu İ.İ.K.nun 269/c maddesinde yazılı belgelerden biriyle ödediğini kanıtlayamadığından itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy