(4721 S. K. m. 732, 734)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptaliyle davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının H.U.M.K.nun 186. maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu sebeple davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına dair payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeliyle 2. satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı, daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeliyle sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde davacı bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Olayımıza gelince; Davacı S. A. vekili tarafından 8.4.2010 tarihinde açılan davayla müvekkilinin paydaşı olduğu 187 ada 62 parsel numaralı taşınmazın 65/28224 payının H. S. tarafından davalı C. A.'a satıldığını belirtilerek yasal önalım hakkı sebebiyle davaya konu payın müvekkili adına tescilini talep etmiş, davalı vekili ise Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/160 esas sayılı dosyanın beklenmesi gerektiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle davalı C. A. aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/160 Esas sayılı dosyasında verilen kararla davaya konu payın H. S. adına tesciline karar verildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/160 Esas sayılı dosyasına göre taşınmazın önceki paydaşı H. S. vekili tarafından davalı C. A. aleyhine 24.5.2010 tarihinde açılan davada vekalet görevinin kötüye kullanılması sureti ile 187 ada 62 parselin davalıya satışının iptaline ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin istendiği, davalı C. vekili tarafından sunulan 1.7.2010 tarihli dilekçeyle davanın kabul edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 13.7.2010 tarihli duruşmada davanın kabulüne karar verildiği, tarafların temyizden feragate dair 16.7.2010 tarihli dilekçeleri üzerine hükmün aynı gün kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu halde önalım hakkı sebebiyle tapu iptal ve tescil istemine dair davanın açılmasından kısa bir süre sonra satıcı paydaş H. S. tarafından önalım davasının davalısı C. A. aleyhine tapu iptal ve tescil davası açılıp davanın yargılaması sırasında davalı C.'nin ilk oturumdan evvel davayı kabul etmesi sebebiyle davanın kabulle sonuçlanıp, tarafların temyizden feragat ederek kararın kesinleştirilmesi, tapu iptal ve tescil davasının kötü niyetle açıldığını açıkça göstermektedir. Bu durumda H.U.M.K.nun 186. maddesi uyarınca tapuda tescil işlemi yaptırılıp. H. S. davaya dahil edildikten sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 5.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy