(4721 S. K. m. 599, 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla da kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkını kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken yargılama sırasında önalım bedelini depo etmek zorundadır. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ve davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibarettir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 733/3.maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
4721 sayılı TMK.nun 599/1 maddesine göre, mirasçılar miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar.
Olayımızda, davacılara murislerinden intikal eden pay 25.04.2008 tarihinde tapu kütüğüne işlenmiştir. Dosyada mevcut Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14.11.1995 tarih ve 1995/731-1146 sayılı veraset ilamına göre davacıların miras bırakanı T. S.'nın 6.4.1995 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak, dosyamızın davacıları S. S., S. S., S. S. ve S. S.'nın kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacıların, miras bırakan T.S.'dan kalan payı 6.4.1995 tarihinde miras nedeniyle edinmişler, ancak intikal işlemini 25.4.2008 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. Buna göre davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığından, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy