(2004 S. K. m. 269/A)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile davalının tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davalı kiracının 2006 Yılı Haziran ayı ile 2008 yılı Temmuz ayları arası kira parası olan 3.750 TL nin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatılmış olup, süresinde itiraz olmadığından takibin kesinleştiğini yasal sürede ödeme yapılmadığından tahliyeye karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise 9 yıldır kiracı olduğunu, kiraları hiç aksatmadan ödediğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile davalının tahliyesine karar verilmiş ise de, esasen yargılama sırasında davalının 25 yıl ağır hapis cezasına mahkum edilmiş olup, halen cezaevinde bulunduğu, yargılama sırasında davalı borçluya vasi tayin edildiği, dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğine karar verildiği ancak vasiye duruşma gününün tebliğ edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle vasiye davanın bildirilmesi ve vasi huzurunda davaya devam edilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy