(6570 S. K. m. 11) (6101 S. K. m. 7) (6098 S. K. m. 120)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması, icra tazminatı ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece 45.902,75 TL alacak yönünden itirazın kaldırılmasına, asıl alacağın %40'ı oranında icra tazminatının tahsiline ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, kararı davalar temyiz etmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre temyiz eden davalıların aşağıdaki bentlerin kasamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davalıların alacak ve faize, davalı S.Ö.'nün tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında 01.08.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından sözleşmeye dayalı olarak 30.03.2010 tarihinde başlatılan icra takibinde; ödenmeyen ve muaccel hale gelen Ağustos/2008 - Temmuz/2010 arası 5.455 TL bakiye kira parası, 11.219,03 TL aylık %10 oranı üzerinden işlemiş faiz, 26.932 TL cezai şart, 1.010 TL odabaşı parası, 1.439,48 TL odabaşı ücreti işlemiş faizi ve 271,50 TL damga vergisi olmak üzere toplam 46.327,76 TL alacağın tahsilini istemiştir. Davalı borçlular süresinde verdikleri borca itiraz dilekçesinde; yetkili icra dairesinin Bakırköy icra müdürlüğü olup, takibin yetkisiz yerde açıldığını, işletilen ve talep edilen faiz oranının çok fahiş olduğunu, alacaklıya sadece 2.550 TL borçları olduğunu bununda yasal süresi içinde dosyaya yatırılacağını belirtmişlerdir.
Davalı borçlular borca itirazlarında takip konusu alacağın 2.550 TL'lik kısmına bir itirazları olmadığını açıklamışlar, bu miktarı da yasal ödeme süresi içinde kira sözleşmesinde bildirilen banka hesabına ödediklerini bildirmişlerdir. Alacağın itiraz edilmeyen kısmı için icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemekte davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Davalı borçlu S.Ö. kira sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Sözleşme 01.08.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Kefilin sorumluluğu kira sözleşmesi ile kararlaştırılan dönem ile sınırlı olup kira sözleşmesinin 6570 sayılı yasanın 11.maddesi uyarınca kendiliğinden uzadığı kira dönemine ait alacaktan kefil sorumlu tutulamaz. Olayımızda, kefaletin yenilenen kira döneminde de devam edeceği sözleşme ile kararlaştırılmış ise de; kefilin uzayan döneme ilişkin sorumlu olacağı süre ve azami miktar sözleşmede gösterilmediği için davalı kefilin ne kadar uzayacağı belirsiz olan süreye ve önceden bilinmeyen borç miktarına ilişkin sorumluluğundan söz edilemez bu durumda kefilin sorumluluğunun sözleşme süresi ile sınırlı olduğu kabul edilmelidir. Davacı icra takibinde kefilin sorumluğu dışında kalan 04.08.2009 - 04.08.2010 dönemine ilişkin kira ve sair alacakları da talep etmiş olup kefilin sorumluluk süresi içinde bulunmayan söz konusu dönem için kefil hakkında icra takibi yapılması mümkün olmadığı gibi tahliyeye de karar verilmesi olanaklı değildir. Diğer yandan sözleşmedeki muacceliyet koşulu uyarınca 04.08.2008 tarihinde muaccel hale gelen ilk yıl kira parası ile 04.08.2009 tarihinde muaccel hale gelen ikinci yıl kira paralarına muaccel hale geldikleri tarihten takip tarihine kadar sözleşmenin 7 ve 24.maddeleri uyarınca aylık %10 oranında faiz uygulanmış ise de, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7.maddesinde Türk Borçlar Kanunun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76 ncı, faize ilişkin 88 nci, temerrüt faizine ilişkin 120 nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138 nci maddesinin görülmekte olan davalara uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 120. maddesinin ikinci fıkrası ile temerrüt faizine sınırlama getirilmiştir. Anılan yasa hükmünde, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı aynı hükmün birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır. Görülmekte olan davalara uygulanacak olan bu yasa hükmü dikkate alınarak faiz hesabı yapılması zorunludur. Bu durumda bahsi geçen yasa hükmü ile sözleşme ile kararlaştırılmış temerrüt faizi oranına sınırlama getirildiği nazara alınmak suretiyle işlemiş faiz hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan davalı borçlu tarafından takip tarihinden önce yapılan kısmi ödemelerin faiz hesabında nazara alındığı da saptanamamıştır. Keza alacaklı cezai şart istemini sözleşmenin 23. maddesine dayandırmakta olup anılan sözleşme hükmüne göre cezai şart isteminin hukuken mümkün olup olmadığı veya tenkisinin gerekip gerekmediği yargılamayı gerektiren bir husus olduğundan cezai şartın ilamsız icra yoluyla tahsiline olanak bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle karar usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı S.Ö. yönünden kararın tahliyeye ilişkin kısmının ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle alacak hakkındaki kararın her iki davalı, tahliye hakkındaki kararın ise davalı S.Ö. yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 09.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy