(6100 S. K. m. 125) (4721 S. K. m. 732)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan onalım davasına dair karar; davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, onalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davacı, davaya konu taşınmazda paydaş olduğunu, davalı S.'nin davaya konu taşınmazda bir kısım paydaşların payını satın aldığını, yasal süresi içerisinde onalım hakkını kullandığını, onalım hakkı nedeni ile davalının payının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının satışa rızası olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece davacının pay satışına rızası olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Onalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Onalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HMK'nun 125. maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Onalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan onalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Onalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse onalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde, davacı bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür, ikinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Olayımıza gelince; 02.12.2008 tarihinde davaya konu taşınmazın 4/5 payının davalı S. tarafından satın alınması üzerine davacı tarafından onalım isteminde bulunulmuştur. Bu itibarla davacının onalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ne var ki davalı hakkında,
23.12.2008 tarihinde açılan dava ile onalım hakkının kullanılması üzerine, davalının, onalım hakkına konu edilen 4/5 payını, dava dışı D.'e 24.08.2009 tarihinde resmi satış yoluyla devrettiği görülmektedir. Mahkemece davacı tarafa HMK'nun 125. maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkının hatırlatılması ve seçimlik hakkını kullanmak üzere mehil verilmesi gerekir. Dava onalım hakkına konu payı iktisap eden kişiye yöneltilirse davaya onun hakkında devam edilir. Mahkemece davacı tarafa HMK'nun 125. maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy