(4721 S. K. m. 733)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan onalım davasına dair kararın temyiz incelemesi, duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. M.G. ve davalı vekili Av. H.Ç. geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, onalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 577 ada 1, 578 ada 1 ve 579 ada 1 no'lu parsellerin paydaşlarından olup davalının bu taşınmazlarda paydaş A.'nin paylarını 23.03.2011 tarihinde satın aldığını, satışın adı geçen paydaşın vesayet altında olması nedeniyle vasisi H. tarafından sulh hukuk mahkemesine başvurulması suretiyle pazarlık yolu ile yapıldığını, satışın Medeni Kanun'un 733. maddesi gereğince cebri icra yolu ile yapılmadığından davacının onalım hakkının bulunduğunu, davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığını belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu edilen payların vesayet makamınca pazarlık yolu ile satılmasına karar verilmesi üzerine müvekkilinin üç alıcı adayının katıldığı pazarlığa iştirak ederek payları satın aldığını, burada mahkeme aracılığı ile yapılan bir satış söz konusu olduğundan onalım hakkının kullanılamayacağını, davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, davalının aslında taşınmazlarda 3/5 pay maliki olan..........Turizm Özel Eğitim Ltd. Şti.'nin büyük ortağı olup pazarlığa şirket adına katılmak istemesine rağmen ihale sırasında yetki belgesi olmadığından payları kendi adına almak zorunda kaldığını, aldığı paylan ortağı olduğu şirkete devredeceğini, davanın bu yönden de dinlenemeyeceğini, diğer yandan satışın paydaş A.'nin kendi rızası ile yapılmadığını, cebri icra sonucu gerçekleştiğini, bu nedenle de onalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, kötü niyetle açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Onalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir şahsa satması halinde, diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Onalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Onalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; G.... Köyü 577 ada 1, 578 ada 1 ve 579 ada 1 no'lu parsellerde bulunan ve dava konusu edilen 1/5'er paylar taşınmazın paydaşlarından A.'nin kısıtlı olması nedeniyle vasisi H.'ın başvurusu ve vesayet makamının da uygun görmesi sonucu yapılan pazarlık ile 09.03.2011 tarihinde davalıya satılmıştır. Payların davalı adına tescilinden sonra aynı taşınmazlarda paydaş olan davacı tarafından 07.06.2011 tarihinde onalım hakkının kullanılması için işbu dava açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırmalarından olan yasal onalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşların o payı öncelikle satın alma hakkıdır. Payın isteğe bağlı açık artırma ya da pazarlık sonucu satılması, pazarlık ya da ihalenin davacıya bildirilmesi, buna rağmen davacı paydaşın pazarlık ya da ihaleye girmemesi yasal onalım hakkını bertaraf etmez. Kaldı ki pazarlık ya da ihaleye katılıp pey süren paydaşın payın başkasına satılmasından sonra da onalım hakkını kullanması mümkündür. Medeni Kanun'un 733/1. maddesinde düzenlenen husus paydaşın satış iradesi olmaksızın borcu nedeniyle icra müdürlüğü aracılığı ile payın cebri icra ile satılması halidir. Burada gerçek bir satış iradesinden söz edilemeyeceğinden yasa koyucu da cebri icra yolu ile yapılan pay satışlarında onalım hakkının kullanılamayacağına dair düzenleme getirmiştir. Dava konusu olayda ise, satışın pazar-lık yolu ile yapılmasının nedeni paydaşın vesayet altında olup vasisinin başvurusu üzerine vesayet makamının onay vermesidir. Her durumda satış, paydaşın mallarını yöneten ve onun adına tasarruf eden vasinin iradesi sonucu gerçekleşmiştir. Satışın pazarlık yöntemi ile yapılmış olması bu olguyu değiştirmez. Bu itibarla davalının satın aldığı pay rızai bir satış sözleşmesine dayalı olduğundan davacı tarafından hakkında yasal onalım hakkının kullanılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken pay satışının cebri icra ile yapıldığından söz edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve bozma sebebine göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir edilen 900.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy