(2004 S. K. m. 269/A) (7201 S. K. m. 19, 21) (Tebligat Tüzüğü m. 25)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kesinleşen icra takibi nedeni ile İİK 269/a maddesi uyarınca temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Yasası'nın 19 ve Tebligat Tüzüğü'nün 25.maddesi gereğince, tutuklu ve hükümlülere ait cezaevi adresine çıkarılan tebligat bizzat kendilerine yapılır. Bu tebliği, hükümlü veya tutuklunun bulunduğu cezaevi veya müessese müdürü, bunlar da yoksa orayı idare eden memur temin eder. Tebligat bu kişilere yapılamaz. Tebligat hiçbir zaman hükümlü veya tutukludan başkasına yapılamaz
Olayımızda ise; 18.05.2011 tarihinden itibaren Silivri Cezaevinde tutuklu olduğu anlaşılan davalıya gönderilen dava dilekçesi ekli duruşma gününü gösterir davetiye, Tebligat Kanununun 21.maddesi gereğince komşusundan sorularak mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Bu durumda dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatine ilişkin davalıya yapılan tebligat usulsüzdür. Mahkemece davalıya dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatinin usulüne uygun yapıldıktan sonra, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy