(818 S. K. m. 30) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hasılat kirası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili tarafından açılan davada, davalının eski çalışanı olduğunu, 34
plakalı otobüsü 21.06.2004 tarihli kira sözleşmesi ile kiraya verdiğini, 19.11.2006 tarihinde de kira sözleşmesinin sonra erdiğini, davalının kira bedellerinin bir kısmını, trafik cezalarını, idari para cezalarını ödemediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL kira bedeli, 250 TL idari para cezaları ile trafik cezası, 500,00 TL motorlu taşıtlar vergisinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında taraflar arasında bir kira ilişkisinin ve borcunun bulunmadığını, 25.02.2003 tarihinden itibaren davacı şirkette müvekkilinin şoför olarak çalıştığını, 19.11.2006 tarihine kadar hizmet akdi ile çalışmaya devam ettiğini, bu tarih itibari ile hizmet akdine son verildiğini, müvekkiline davacı şirket tarafından iş tazminatlarının ödenmemesi nedeni ile Kadıköy 2. İş Mahkemesinin 2007/584 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı şirketin müvekkilini işten çıkarma baskısı ile imza aldığını, açık senet alarak ilerde müvekkilinin tazminat istememesi için baskı aracı olarak elinde tuttuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İmzalı boş kağıdı karşısındakine veren kimse, onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilir. Bu nedenle doğacak tehlike ve rizikoları ilk başta kabul etmiş sayılır.
Öte yandan davalı sözleşmenin işten çıkarılma baskısı altında alındığını, gerçekte taraflar arasında kira ilişkisinin bulunmadığını savunmuştur.
Bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisinin veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. Borçlar Kanunun 30. maddesinde belirtildiği üzere ikrahtan söz edilebilmesi için tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması ikraha maruz kalanın subjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur.
Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir. Hemen belirtmek gerekir ki iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih veya zımni bir irade açıklaması ile yapılabilir. Açılacak davada ispat yükü ikrah sonucu sözleşme yapmak zorunda kaldığını iddia eden tarafa aittir.
Somut olayda, davacı, taraflar arasındaki kira sözleşmesine dayanarak alacak talep etmiş, davalı ise sözleşmenin baskı altında imzalandığını savunmuştur. İspat yükü baskı altında sözleşme yapmak zorunda kaldığını iddia eden davalıya aittir.
Yargılama sırasında davalı tarafından gösterilen deliller arasındaki Kadıköy 2. İş Mahkemesinin 2007/584 Esas sayılı dosyasında Ö. A. tarafından davalı A... Ltd. Şti ne karşı 04/04/2007 tarihinde açılan dava ile iş akdine 19/11/2006 tarihinde haksız olarak son verilmesi nedeni ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, tatil ücretleri, izin ücreti toplamı 8000 TL nin tahsilinin istendiği, yargılama sırasında iş bu dosyanın davalısı Ö. A.'nın 21/06/2004 tarihli özel halk otobüsü kira sözleşmesi ile, 04/06/2004 tarihli A. Ltd. Şti. nden hiçbir hak ve alacağının kalmadığına dair ibranamedeki imzalarını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu dosyada dinlenen davacı tanıkları davacının davalı şirketin yevmiyeli çalışanı olduğunu, 2006 yılına kadar şoför olarak çalıştığını beyan etmiş, davalı tanıkları ise 2004 yılına kadar davacının davalı şirketin yanında şoför olarak çalıştığını, daha sonra otobüsü kiralandığını belirtmişlerdir. Davalı tanıklarından Yaşar otobüsün bir tanesini de kendisinin kiraladığını beyan etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu başkanlığınca gönderilen davalının hizmet cetveli incelendiğinde 2004 yılı 5. Ay ile 2007 yılı 3. Ay arasında hizmetin bulunmadığı görülmüştür.
Her ne kadar İETT müdürlüğünün yazısında 34
plaka sayılı işletmecisi davacı olan davacı adına kayıtlı iken davalının araçta şoför olarak çalıştığına ilişkin personel bildirim formu ve çalışma izin başvuru formu gönderilmiş, akbil ücretlerinin davacı adına ödendiği belirtilmiş ise de İETT Genel Müdürlüğünün 22/06/2011 tarih ve 5245 sayılı yazısına göre Özel Halk Otobüsü Çalışma Yönergesi Uyarınca Özel Halk Otobüsü İşletmeciliğinin ruhsat sahibi tarafından yapılmasının zorunlu olduğu kiracının muhatap olarak kabul edilemeyeceğinin bildirildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından delil olarak gösterilen davacıya ait ticari defterler bilirkişi tarafından incelenmiş, bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait 2004-2005-2006 yıllarına ilişkin ticari defterlerin açılış tasdikinin yapıldığı, kayıt nizamı bakımından muhasebe tekniklerine uygun olduğu, kapanış tasdikleri yapılmadığından davacı lehine delil vasfını haiz olmadığı belirtilmiş, 21.06.2004 tarihinden sonra davalı Ö. A.'ya kira faturaları tanzim edilmiş ve çeşitli tahsilatlardan sonra 31.12.2004 tarihi itibarıyla davacının davalı yandan 1,159,17 TL. alacaklı olduğunu, bu alacağın 2005 yılına devrettiğini, 2005 yılında 12 adet kira faturası, muhtelif trafik cezaları vb. ile davalı yandan yapılan tahsilatlar sonucu 31.12.2005 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 12,317,17 TL. alacaklı olduğu, bu alacak bakiyesinin 2006 yılına devredilmiş olduğu, 2006 yılında ise 11 adet kira faturası ve çeşitli tahsilatlardan sonra davacının davalıdan 31.12.2006 tarihi itibarıyla 11,721,28 TL. alacaklı olduğu, bu alacağın davacının incelenen resmi defter ve belgelerinde 31.12.2006 tarihinde 855 yevmiye numarası ile kayıtlı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davalı baskı altında kendisinden imza alındığını savunmaktadır. İspat yükü, yazılı ve imzası ikrar edilmiş olan sözleşme karşısında iddiayı ileri süren davalı tarafa aittir. Taraflar arasındaki sözleşme iptal edilmediği ve davalı tarafından sunulan delillerle sözleşmenin baskı altında imzalandığı kanıtlanamadığı halde, mahkemece uyuşmazlık yazılı kira sözleşmesine göre çözümlenmesi gerekirken ispat yükü davacıya yüklenerek, davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağının bulunduğu hususunda yazılı delil sunulmadığı, sözleşmedeki imza davalı tarafından kabul edildiği halde imzanın davalı tarafından inkar edildiği, taraflar arasında bir hasılat kira sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy