(2709 S. K. m. 36) (6100 S. K. m. 27) (7201 S. K. m. 29) (6100 S. K. Geç. m. 3) (Tebligat Tüzüğü m. 47)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan C. C. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan C. C. tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMK.'nun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu itibarla, paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince;
Davalılardan Y. U.'a dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati ilanen tebliğ edilmiş ise de, tebliğ belgelerinin mahkeme divanhanesine bir ay müddetle asıldığını gösterir ilam askı tutanaklarına dosyada rastlanılmamıştır. Tebligat Kanunu'nun 29. Tebligat Nizamnamesinin 47/2. maddesi gereğince yapılması zorunlu olan bu işlem yerine getirilmediğinden, davalı Y. U.'a yapılan tebligatın geçerli olduğundan ve davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, halen derdest bulunan Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/78 esas sayılı önalım davasında, 10.08.2011 tarihli ve 2011/452 sayılı kesinleşmeyen karar ile C. C.'ün diğer paydaşlardan satın almış olduğu, davaya konu taşınmazdaki 1770/28672 payın iptaline ve H. Y. ile O. Ö. adlarına tapuya tesciline karar verildiği görülmektedir. Bu dava neticesinde tapudaki paydaşların değişme ihtimali bulunduğundan, mahkemece getirtilip incelenen bu davanın sonucunun beklenerek, en son oluşacak tapu kayıtlarına göre taraf teşkilinin üzerinde durulması gerekeceği de göz önünde bulundurulmadan satış kararı verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre, mahkemece yargılama giderleri ile ilgili bir karar verilmemesi de isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy