(6098 S. K. m. 316)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Karar: Uyuşmazlık, akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıya 15.9.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle okul kantininin kiralandığını, kira sözleşmesinin genel hükümler kısmının 9. maddesi gereğince kantinin bizzat kiracı tarafından çalıştırılması gerektiği halde sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan H. C.'ın çalıştırdığını tespit ettiklerini belirterek davalının akde aykırılık sebebiyle kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, kiralananın davalı tarafından çalıştırıldığını, kantinde bulunmadığı zamanlar için adı geçen kişinin yetkili vekil tayin edildiğini ve davanın reddini savunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişilerle komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık sebebiyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişilerle komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 15.9.2011 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin genel hükümler kısmının 9. maddesinde kiralanan kantinin bizzat kiracı tarafından çalıştırılacağı, kantinin başkası tarafından çalıştırılmayacağı kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup, tarafları bağlar. Davacı, davalıya keşide ettiği 3.1.2012 tarihli ihtar ile söz konusu akde aykırılığın giderilmesini istemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafından ileri sürülen hususlar mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kiralananın kullanımıyla ilgili değildir. Bu sebeple akde aykırılık olgusundan söz edilemez ve davalının sözleşmeyle kararlaştırılan koşula uymaması akde aykırılık sebebiyle tahliyeyi gerektirmez. Sadece sözleşmenin feshine neden teşkil eder. Davacı vekilinin, dava dilekçesinde talep ettiği tahliye istemi içinde akdin feshi isteğinin de bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece akdin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy