(2004 S. K. m. 269/B) (6098 S. K. m. 120) (YHGK 18.02.2004 T. 2004/10-104 E. 2004/94 K.)
Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece tahliye yönünden davanın reddine, alacak yönünden davanın kısmen kabul ile kısmen reddine karar verilmiş, karar davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi tarafından kiralanan taşınmazın 17.02.2012 tarihinde satın alındığını, 2013 Aralık ayı kira bedeli ile muacceliyet kaydı nedeniyle 7 aylık kira bedellerinin sözleşme şartlarında öngörüldüğü şekilde artış yapılmadan eksik ödenmesi üzerine başlatılan takibe borçlu kiracının kısmi itirazda bulunduğundan itirazın kaldırılması, asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere davacı lehine icra inkâr tazminatı verilmesi ve kiralananın tahliyesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan kira ödemelerinin davacıların murisi tarafından kabul edildiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, ihtarlı ödeme emrinin davalı borçluya 10/12/2013 tarihinde tebliğ edilmesine, tahliyenin 30 günlük süre dolmadan 19/12/2013 tarihinde istenilmiş bulunmasına göre davacıların tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı kiracının alacağa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı alacaklıların 08.12.2013 tarihli takip talebi ile 01.08.2012 tarihli kira sözleşmelerine dayanarak ödenmeyen 2013 Aralık ayı kira bedeli 2495,50 TL, muacceliyet kaydı nedeniyle 7 aylık kira bedeli 17468 TL, 2012 Mart ayı ile 2013 Kasım ayı arasında eksik ödenen kira bedelleri toplamı 4730 TL, gecikme faizi toplamı 5322 TL ve 1396 TL damga vergisi olmak üzere toplam 31.997 TL'nin borçlu davalıdan tahsilinin istendiği, davalı borçlunun aylık kira miktarına kısmen itiraz etmekle birlikte 2013 Aralık ayı kirası 2495,50 TL ile kira farkı 2412.00 TL olmak üzere toplamı 4907,50 TL kira borcu bulunduğunu kabul ederek ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 30.070,75 TL alacak yönünden itirazın kaldırılmasına ve takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacak 24.081,39 TL üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmişse de, takipte itiraz edilmeyen kısımla ilgili olarak davacının itirazın kaldırılması isteminde hukuki yararı bulunmadığından kabul edilen 4907,50 TL alacağın dışında kalan alacak miktarı üzerinden itirazın kaldırılmasına ve icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalıların faize ilişkin itirazlarına gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar 20. maddesinde, "kiracı kira bedellerini zamanında ödemediği takdirde %10 gecikme cezası ödemeyi kabul ve taahhüt eder" hükmüne yer verilmiştir. Davacı bu düzenlemeye dayanarak davada aylık %10 oranında işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2004 tarih ve 2004/10-104 Esas, 2004/94 Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde gecikme zammı nitelik itibariyle temerrüd faizidir. Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda, taraflar sözleşmede faiz ödeme borcu kararlaştırabileceği gibi, borcun ifasında temerrüde düşülmesi durumunda uygulanacak faiz oranını da kararlaştırabilirler. Bu durumda, uyuşmazlık halinde kural olarak sözleşmede kararlaştırılan faizin uygulanması gerekir. Yasal faizin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun 88. maddesinde sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarına, 120. maddesinde ise temerrüt faizine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. TBK'nun 120. maddesi "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdi faiz oranı geçerli olur." şeklinde olup, taraflarca kararlaştırılan temerrüt faizinin üst sınırı, faiz borcunun doğduğu tarihteki yasal faizin yüzde yüz fazlası olarak sınırlandırılmıştır. Bu durumda İcra takibinde, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan %10 aylık gecikme faizi üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden işleyecek olan aylık %10 faiz, TBK'nun 120. maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK'nun 120/2. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin yüzde yüz fazlası olarak uygulanarak, işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren bu miktar üzerinden faize hükmedilmesi gerekir. Ayrıca gecikme cezası niteliği itibarıyla temerrüt faizi hükmünde bulunduğundan TBK'nun 120. maddesi de gözetilerek tek kalem halinde işlemiş faiz belirlenmesi gerekirken davacı alacaklının geçmiş gün faizi ve gecikme cezasına ilişkin taleplerinin tümden kabulü doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 No'lu bentte açıklanan nedenlerle tahliyeye ilişkin kararın ONANMASINA, 2 ve 3 No'lu bentlerde açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366. maddesi uyarınca kararın alacağa yönelik olarak BOZULMASINA ve onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.12.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy