(1632 S. K. m. 66) (4616 S. K. m. 1)
İzin tecavüzü suçundan sanık
. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 66/1-b, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 06/05/2003 tarihli ve 2003/461-217 sayılı kararının infazı sırasında, eylemin 4616 sayılı Kanun kapsamında kaldığından bahisle hükümlünün şartla tahliye edilmesi talebinin reddine dair, M. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/2005 tarihli ve 2005/253 değişik iş sayılı kararma yönelik itirazın kabulü ile cezanın infazının 4616 sayılı Kanun'un 1.maddesi gereğince Kanun'un yürürlüğe girdiği 22/12/2000 tarihinden geçerli olmak üzere ertelenmesine ilişkin A. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/12/2005 tarihli ve 2005/1253 müteferrik sayılı karayı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 15.06.2006 gün ve 26104 sayılı Kanun Yararına Bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2006 gün ve Y.E.2006143437 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 09.06.1998 tarihinde 23 günlük yıllık izine ayrılan, ancak dönmesi gereken tarihte birliğine dönmeyerek 30.09.2002 tarihinde kendiliğinden teslim olan sanığın eyleminin ani suçlardan sayılması gerektiği ve suç tarihinin 12.07.1998 olduğundan bahisle cezanın infazının ertelenmesine karar verilmiş ise de,
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-b maddesinde tanımı yapılan izin tecavüzü suçunun yalnızca asker şahıslar tarafından işlenilmesi sebebiyle sıfır askeri suç niteliğinde bulunduğu, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kurulması ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 9.maddesine göre de sırf askeri suçlara bakma görevinin askeri mahkemelere ait olması ve aynı kanun'un 253 ve 254.maddeleri uyarınca da asken bir mahkeme tarafından verilen bir hükmün kısmen veya tamamen infazının gerekmediği ileri sürüldüğünde bu uyuşmazlığında hükmü veren askeri mahkemece karara bağlanmasının öngörülmüş olmasına göre,
Hükümlü sırf askeri suç vasfındaki izin tecavüzü eyleminden dolayı Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yargılandığı, mahkumiyet kararının infazı sırasında sanık müdafiinin 4616 sayılı Kanun'dan yararlarıma talebi üzerine aynı mahkemenin 15/09/2005 tarihli ve 2003/4 61-2005/435 müteferrik sayılı karan ile talebin reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Asken Yargıtay 3.Dairesinin 13/12/2005 tarihli ve 2005/1332-1377 sayılı ilamı ile reddedildiği nazara alındığında, sorunun görevli askeri mahkemece kesinleşmiş bir kararla çözümlenmiş bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesinde,
Kabule göre de,
4616 sayılı Kanunun 1. maddesinde kesinleşmiş hükümlere konu infazı gereken cezalar için bir erteleme öngörülmemiş, maddenin 4.bendinde kamu davasının açılmasının veya açılmış bulunan davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi hükmünün düzenlenmiş olduğu gözden kaçırılarak, şartla salıverilme istemi konusunda kabul veya ret kararı yerine, cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kurulması ve Yargılama Usulleri kanununun 9, 253, 254. maddeleri uyarınca, sanığın talebi üzerine suçun 4616 sayılı yasa kapsamında kalmadığının hükmü veren askeri mahkeme tarafından karara bağlandığı ve itiraz üzerine Askeri Yargıtay tarafından itirazın reddine karar verilerek kesinleşmiş olup, infaz aşamasında bu hususun yeniden değerlendirilmesi mümkün değildir.
Sonuç: Bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2005 gün ve 2005/1253 müt. sayılı kararının CMK' nın 309/a.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.03.2007 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy