(5326 S. K. m. 29) (2918 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: 2918 sayılı kanuna muhalefetten sanık Hasan Çelik hakkında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; Mahkemenin görevsizliğine dair Kızıltepe Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.6.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının 2005-154337 sayılı ve 24.2.2006 tarihli yazısı ekinde daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü.
Sonuç: 5326 sayılı Kabahatler kanununun 29. maddesinde, mahkemece verilen idari yaptırım kararlarına karşı itiraz edilebileceği belirtilmiş olup, kararın temyizi mümkün bulunmadığından sanığın 22.7.2005 tarihli dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek merciince bir karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2006 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
5326 sayılı kabahatler kanununun 23. maddesi ile Cumhuriyet Savcısına tanınan idari yaptırım kararı verme görevi Cumhuriyet Savcısı'nın adli ceza verme yetkisi olmadığından idari nitelikteki görevlerindendir. Bu cezaların 4915 sayılı Kara Avcılığı kanunu 30 ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun 33. maddelerinde belirtilen yetkililer ve 4854 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca mülki amirlerin vereceği cezalardan farkı yoktur.
Dolayısıyla hakimin verdiği ceza kararı yargılama sonucu verilen adli, Cumhuriyet Savcısı'nın verdiği karar ise idari bir karardır. Bu nedenlerle sulh ceza hakimi ile Cumhuriyet Savcısı arasındaki görev uyuşmazlığı yargı yerini değiştiren bir karar olup temyizi kabil bir karar olduğu düşüncesindeyim.
İzah edilen nedenlerle çoğunluğun verdiği tevdii kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy