MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
DAVA: 466 sayılı kanuna göre tazminat talebi
HÜKÜM: Tazminat talebinin kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacıya 201,78 YTL. maddi tazminat verilmesine ilişkin kararın temyizinin mümkün olmadığı, üye ...'ın karşı oyu ile kabul edilerek yapılan incelemede;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinde faize yönelik talebi olmadığından, tebliğnamedeki bu yöne ilişkin düşünceye, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla iştirak edilmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
Davacının beraat ettiği davada kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle beraat kararının verildiği 22.03.1999 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 52,5 YTL yerine 105 YTL maktu vekalet ücretinin hesaba dahil edilmesi suretiyle fazla maddi tazminata hükmolunması,
Yasaya aykırı, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.322.maddesi uyarınca, hükümden maddi tazminata ilişkin kısım çıkarılıp davacıya 52,5 YTL vekalet ücreti dahil toplam 149,28 YTL maddi tazminat verilmesine karar verilmesi ve diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Yasaya uygun olarak tutuklandıktan sonra yargılandığı suçtan beraat eden davacının 466 sayılı kanun uyarınca açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, verilen kısmen kabul kısmen ret kararının davacı ve davalı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede verilen "davacı vekilinin temyiz dilekçesinde faize yönelik talebi olmadığından, tebliğnamedeki bu yöne ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir" kararına, "isteme karşın gözaltı tarihi yerine tutuklama tarihinden itibaren faiz verilmesi gerektiği" düşüncesiyle katılmıyorum.
Gerekçelerine gelince;
Sayın çoğunluk "davacı vekilinin temyiz dilekçesinde faize yönelik talebi olmadığı" gerekçesiyle isteme karşın gözaltı tarihi yerine tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi şeklindeki yasaya aykırılığı bozma nedeni yapmazken, davayı salt bir hukuk davası olarak görmüş ve HUMK.nın "istemde ve temyizde talebe bağlılık" ilkesinden hareketle sonuca varmış bulunmaktadır.
Oysa ki incelenen karar borçlar kanunu uyarınca açılıp görülen salt bir hukuk davası sonucunda değil, koşulları, bakacak mahkeme, yargılama yöntemi 466 sayılı yasada gösterilmiş özel bir dava türü sonucunda verilmiş olup, temyiz incelemesinin de anılan yasa kuralları uyarınca yapılması zorunludur. 466 sayılı özel yasa ile düzenlenmiş bir dava iken ve Anayasa'nın 19.maddesinde 4709 sayılı yasa ile eklenen ve haksız tutuklananların uğradıkları zararı tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletten isteyebileceğini öngören son fıkradan sonra sözü edilen davaların hukuk davalarına benzetilmesi olanaklı iken, özel yasanın yürürlükten kaldırılarak konunun tüm ayrıntılarıyla 5271 sayılı CMK ile düzenlenmesi ve 5320 sayılı yasanın 6.maddesiyle 01.06.2005 tarihinden sonraki işlemler hakkında CMK.nın 141-142.maddelerinin uygulanması zorunluluğunun belirtilmesi de bu davaların tamamen CMK kuralları gereğince görülüp sonuçlandırılması, temyiz aşamasında da aynı yasa kurallarının gözetilmesi gerektiği yolundaki görüşümüzü pekiştirmektedir.
5271 sayılı CMK.na baktığımızda ise, 301.maddede temyizde istemle bağlılık kuralının getirildiği görülmekte ancak bilindiği gibi bu kuralın 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanmasının henüz olanaklı olmadığı ve sorunun 1412 sayılı CMUK.nun 320.maddesinin gözetilmesi ile çözümlenmesi zorunluluğu doğmaktadır. Belirtilen 320.maddenin " ... (Yargıtay) hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder." şeklindeki kuralı ise temyiz davası kabul edildiğinde incelemenin, temyiz dilekçesinde belirtilsin veya belirtilmesin, tüm yasaya aykırılıkların giderilmesine yönelik olarak yapılmasını emretmektedir.
Bu durumda;
Davacının, dava dilekçesinde gözaltı tarihinden itibaren yasal faiz istemesine karşın, mahkemenin tutukluluk tarihinden itibaren faize hükmetmesi; CGK kararları ile de kabul edildiği gibi hükme tesiri olacak derecede yasaya aykırılık olduğundan, davacının temyiz isteminde açıkça yer almasa da gözetilmeli ve faizin asıl alacağın fer'i olup sonradan geriye dönük olarak tek başına dava edilemeyeceği de düşünülerek bu yasaya aykırılığın da bozma nedeni yapılmak suretiyle giderilmesi gerekmektedir.Muhalef Üye
Temyiz edilebilirlik açısından davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı değil ayrı ayrı gözetilmesi gerekmekte olup hükmün davacıya 201,78 YTL. maddi tazminat verilmesine ilişkin kısmı HUMK'nun 427.maddesine göre temyiz sınırının altında kalmaktadır. Bu nedenle davacıya maddi tazminat verilmesine dair kısım yönünden davalı hazine vekilinin temyiz talebinin reddi düşüncesiyle çoğunluğun bu yöndeki kararına katılmıyorum.
Ayrıca üye ....'ın karşı oyu ile ilgili olarak oylama yapıldığının karar yerinde açıklanması gerektiği görüşündeyim.
Muhalif Üye