1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na aykırılık suçundan sanık S.. D..'ın, aynı Kanun'un 113/a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52, 62. maddeleri gereğince 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluşmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/07/2009 tarihli ve 2008/1194 esas, 2009/1250 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09.12.2009 gün ve 69170 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2009 gün ve KYB. 2009-289755 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; hangi sebeple şartlarının oluşmadığı açıklanmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
26.10.1932 gün ve 29/12 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır.
Mahkeme tarafından takdir hakkı kullanılarak yellen karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI GÖRÜŞ
Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.07.2009 Tarih ve E.2008/1194 K.20009/1250 sayılı kararında sanık Serkan için kurduğu hükümde HUMK.nun 113/a TCK.62.maddeleri ile cezalandırılmasına karar verdikten sonra 5560 sayılı kanun ve 5728 sayılı kanunla değişik "CMK.nın 231/5 maddesinin şartları oluşmadığından takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" da karar vermiştir.
Bu kararı karşı Adalet Bakanlığı tarafından 09.12.2009 tarih ile "Dosya kapsamına göre; hangi sebeple şartlarının oluşmadığı açıklanmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir" gerekçesi ile kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi çoğunluk görüşü belirtilen talebin hakimin takdir hakkına dair olması nedeni ile reddine karar vermiştir.
CMK. 231. maddesine göre " (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yı\n veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir."
Düzenlemesi ile hakini yukarıda belirtilen objektif ve sübjektif koşulları dosyada ki bilgi ve belgelere göre somutlaştırarak, sanık hakkında hükmün açıklanması şartlarının oluşup oluşmadığına, bu değerlendirmelere göre gerekçeli olarak karar verecektir.
Hakimin bu değerlendirmesi sonucunda verilen kararda şartlardan birinin/birkaçının yokluğu veya eksikliği ileri sürülerek kanun yararın bozma talebinde bulunulması ise " hakimin takdir hakkı ve tercihi olacağından" işte bu durumda kanun yararına bozma istenemeyecektir.
Hakim CMK. 231. madde ki objektif bulunmasına rağmen sübjektif şartları tartışmadan ve gerekçe de göstermeden "CMK. 231. maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verirse bu karar kanun yararına bozma yasa yoluna tabidir.
Bu açıklamalardan sonra olaya dönüldüğünde ise "...CMK.231/5 maddesinin şartları oluşmadığından takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" karar verilmiş ise de .
1- CMK. 231/5 maddesinde "..ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir" düzenlemesi olup. Mahkeme tarafından sanığa verilen ceza 1 ay 20 gün hapis cezası olduğundan mahkeme kararın gerekçesindeki bu ifade yasal düzenleme ile çelişmektedir. CMK. 231/5 maddenin sanığa uygulanamayacağının söylenebilmesi için sanığa 2 yıldan fazla ceza verilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca hükümlünün geçmişte kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti yoktur. Olayda kişi ya da kamu zararı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla objektif şartlar da, hükmün açıklanmasının ertelenmesine bir engel yoktur.
2- Mahkeme "takdiren" kelimesini kullanmış ise de diğer şartları da değerlendirerek takdirin gerekçesini belirtmemiştir. Takdirin hangi sübjektif husus ya da hususlarda kullanıldığını açıklamamıştır.
3- Mahkeme sanık hakkında TCK. 62 madde ile cezadan indirim yaparken, bu maddeye paralel düzenleme olan CMK.231/6 fıkrasında yer alan "kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önüne alan değerlendirmeyi denetime imkan verecek şekilde" belirtmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle CMK. 231/5 maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken CMK. 231/5-6 fıkralarda yazılı şartların ne şekilde oluşmadığı açıklanmadan verilen kararı, hakimin takdir ve değerlendirmesi sayarak, kanun yararına bozma talebinin reddine karar veren Yüksek Dairenin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy