(5237 S. K. m. 247) (YCGK. 20.06.2006 T. 2006/10-124 E. 2006/165 K.)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.6.2006 gün ve 2006/124-165 Sayılı kararında belirtildiği gibi, uyarlama yargılamasının temel özelliği tali yargılama olmasıdır. Bu bağlamda, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı, kendine özgü bir yargılamadır. Bu tali yargılamada, asli ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan verilen 17.7.2003 tarihli mahkumiyet kararının dairemizce 18.2.2004 günü onanmasından sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca lehe olan yasaların belirlenerek hükümlünün hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesi amacıyla yapılan uyarlama yargılamasında, mahkemece anılan bu yasalarda lehe bir değişikliğin bulunmadığı kabul edilerek 17.7.2003 tarihli hükümde olduğu gibi 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ve 765 Sayılı T.C.K.na göre hüküm kurulduğuna göre kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy