İthali bazı şartlara ve belgelere tabi eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek eyleminden dolayı kabahatli ...'ın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/11. maddesi uyarınca 156.826,50 Türk lirası İdari para cezası ile cezalandırılmasına dair Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 20/03/2008 tarihli ve 2008/8 kabahat, 2008/156 sayılı idari yaptırım kararına yönelik başvurunun reddine ilişkin Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/01/2010 tarihli ve 2008/853 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27/05/2013 gün ve 33980 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2013 gün ve KYB. 2013/199276 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin 11. fıkrası “İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.” düzenlemesini içermekte olup, kabahat olarak tanımlanan eylemin manevi unsuru aynı maddenin 17. fıkrası gereğince kast; maddi unsuru ise İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyanın, kasta dayalı aldatıcı işlem ve davranışlarla belirtilen lisans, izin, uygunluk veya yeterlilik belgesi alınmadan, şart gerçekleşmeden ya da kısıntıya ilişkin kurallara uyulmadan ithal edilmesidir. Ayrıca gümrük idaresini aldatmaya yönelik (hileli) kasti eylemin, gümrük idaresini aldatmaya elverişli olması gerekir, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 12/01/2012 tarihli ve 2009/13588 esas, 2012/264 sayılı kararında vurgulandığı üzere faydasız sahtecilik kapsamında tanımlanabilecek belgelerle resen gümrük idaresinin denetimine tabi ve idarece resen tamamlatılması gereken belge ve işlemlerin eksikliği idarenin aldatılmasına elverişli vasıtalar olmadığından aldatıcılık mahiyetini taşımayacağının kabulü zorunludur.
Dosya kapsamına göre ve karar tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda;
1-5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden gerçek veya tüzel kişi hakkında idari yaptırım uygulaması gerekeceği ve somut olayda beyannamenin Caretta Bilgisayar Eğitim ve Dan. Hiz. San. ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından düzenlendiğinin anlaşılması karşısında işlenildiği iddia edilen kabahat ile ilgili eylemin sabit olması halinde tüzel kişi hakkında madde kapsamında
İdari yaptırım uygulanabileceği; bunun dışında anılan Kanun’un, gerçek veya tüzel kişinin temsilcisi veya tüzel kişinin organı veya yetkililerinin, gerçek veya tüzel kişinin eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılacaklarına ilişkin bir düzenleme içermediği hususu göz önüne alındığında şirket ortağı gerçek kişi hakkında idari yaptırım kararı verilemeyeceği,
2- Başvuranın hangi eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesini ihlal ettiği ve hakkında idari yaptırım uygulandığının gösterilmemesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-(a) maddesinin "Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek" şeklindeki düzenlemesine aykırı idari yaptırım kararı verildiği,
3-Uygunluk beyanının (Declaration of Conformity) ibraz edilmemesinin idarece resen gözetilmesi gereken ve giderilebilir bir işlem eksikliği olduğu ve aldatıcılık vasfının bulunmadığı, ithal edilen ve uygunluk beyanı (CE declaration of conformity) sunulan ürünlerin dışında ithal edildiği ve CE onayı veya uygunluk beyanı olmayan ürünlerin varlığının tespitinin yapılmadığı, ayrıca TSE idaresi tarafından verilen ithal malı uygunluk belgesinin idari işlem mahiyetinde olduğu, idari işlemlerin işlemi yapan idarece değiştirilmediği veya idari yargı yoluyla iptal edilmediği sürece geçerli olduğu gözetilmeden TSE idaresi tarafından verilen ithal malı uygunluk belgesinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini iddia eden yetersiz bilirkişi raporuna tümüyle bağlı kalınarak karar verildiği cihetle, başvurunun reddine dair hukuka aykırı olarak verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yasal gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Kanun Yararına Bozma talebinin 1 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede;
Kabahatler Kanununun 8/1-2.maddesi hükümlerine göre, organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu faaliyeti kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, gerçek ve tüzel kişiler hakkında ayrı ayrı idari yaptırım kararı uygulanması mümkün olup, mahkemece de bu yönde karar verildiğinden,
2-Kanun Yararına Bozma talebinin 2 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede ise;
Kabahatlinin hangi eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesini ihlal ettiği ve hakkında idari yaptırım uygulandığı hususu, idari yaptırım kararına karşı başvuru üzerine, konuyu inceleyen Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.01.2010 günlü kararında açıklandığı cihetle,
3-Kanun Yararına Bozma talebinin 3 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede ise;
26/10/1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır.
Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, eksik inceleme nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden,
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamedeki istemlerin anılan nedenlerle REDDİNE, 03/03/2014 günü oybirliğiyle karar verildi.