Tebliğname No : 7 - 2013/179915
MAHKEMESİ : Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2011
NUMARASI : 2010/692 (E) ve 2011/332 (K)
SUÇ : 5607 sayılı yasaya aykırılık
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekili 22.04.2011 tarihli dilekçesi ile temyizden vazgeçmiş olmakla sanığın temyizine göre yapılan incelemede;
1- Suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığın 5752 sayılı yasa ile değişik 4733 sayılı yasanın 8/4 fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Tutanak tarihlerine göre sanığın her bir fiili nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerekirken TCK.nun 43.maddesinin tatbiki suretiyle yazılı şekilde ceza tayini,
3- Sanığın sabıkasında kayıtlı Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/681 esas 2007/ 360 karar sayılı ilamının onaylı örneği dosyaya getirtilip, 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmadan, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
4- Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için TCK. 58.maddeye göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının TCK.nun 58/6.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca cezanın infazından sonra sanığın denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi,
5- TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmeye, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hiçbir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna hükmolunması,
6- Davaya katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresinin katılan olarak kabulü hukuken geçersiz olup, lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezada kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 05.03.2014 günü 3, 4, 5 nolu bozmalar oybirliğiyle, 1, 2, 6 nolu bozmalar ile ilgili oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağın ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri, birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir.
Olayımızda sanık, 01.09.2010, 06.09.2010, 07.09.2010, 16.09.2010, 07.10.2010, 17.10.2010 tarihlerinde seyyar tablada sigara satarken yakalanarak hakkında 6 ayrı suç tutanağı düzenlenmiş ve bu suçlarla ilgili tek bir iddianame ile 29.11.2010 tarihinde dava açılmıştır.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti yeterli değildir. Failin suç işleme kararını da yenilemesi veya hukuki bir kesintinin varlığı gerekir. Bu bağlamdan iddianamenin mahkemece kabulü hukuki kesinti olarak değerlendirilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, suç türü, tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri ve sanığın kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, iddianamenin düzenlenmesine kadar geçen süre içinde işlenen tüm suçlar bakımından, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, iddianamenin düzenlenmesine kadar işlenen tüm suçlarla ilgili olarak mahkemece teselsül hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, her bir eylemin ayrı ayrı suçları oluşturduğuna ilişkin çoğunluğun 2 nolu nedenine katılmıyoruz.
KARŞI OY
4733 sayılı yasanın 8/4.fıkrasında "ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ürünleri ya da taklit işaretleri taşıyan ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar ile ambalajlar üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri içerdiği bilgilerin farklı olması halinde bu ürünleri üreten veya ithal edenlere" müeyyide getirilmiş olup bu fıkranın uygulanabilmesi için ürünün yurt içinde üretilmesi veya yurt dışından yasal olarak ithal edilmesi gerekir. Yurt dışından kaçak getirilen eşyaya bandrol, etiket, pul, hologram vs. konması mümkün değildir. Dolayısıyla 4733 sayılı yasa yönünden işlenemez suç söz konusu olduğundan kaçak sigara bulunduranlar için ancak 5607 sayılı kaçakçılık yasası uygulanabilir. İzah edilen nedenlerle mahkemece verilen kararın doğru olduğu düşüncesiyle çoğunluğun 1 ve 6 nolu bozma nedenlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy