İthali bazı şartlara ve belgelere tabi bulunan eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek eyleminden dolayı kabahatli ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/11. maddesi uyarınca (kapatılan) Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/03/2008 tarihli ve 2008/8-156 sayılı idari yaptırım kararı ile uygulanan 143.211,30 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun reddine dair (kapatılan) Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/01/2010 tarihli ve 2008/852 değişik iş sayılı kararına yönelik kabahatli vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/02/2010 tarihli ve 2010/265 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03/06/2013 gün ve 35188 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/06/2013 gün ve KYB. 2013/218093 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin 11. fıkrası, “İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.” düzenlemesini içermekte olup, kabahat olarak tanımlanan eylemin manevi unsuru aynı maddenin 17. fıkrası gereğince kast; maddi unsuru ise İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyanın, kasta dayalı aldatıcı işlem ve davranışlarla belirtilen lisans, izin, uygunluk veya yeterlilik belgesi alınmadan, şart gerçekleşmeden ya da kısıntıya ilişkin kurallara uyulmadan ithal edilmesidir. Ayrıca gümrük idaresini yanıltmaya yönelik kastı eylemin, gümrük idaresini yanıltmaya elverişli olması gerekir, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 12/01/2012 tarihli ve 2009/13588 esas, 2012/264 sayılı kararında vurgulandığı üzere faydasız sahtecilik kapsamında tanımlanabilecek belgelerle resen gümrük idaresinin denetimine tabi ve idarece resen tamamlatılması gereken belge ve işlemlerin eksikliği idarenin aldatılmasına elverişli vasıtalar olmadığından aldatıcılık mahiyetini taşımayacağının kabulü zorunludur.
Dosya kapsamına göre ve karar tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda;
1-Karara esas alınan 18/05/2009 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 2. paragrafında, "TSE idaresine ... Elektromanyetik Uygunluk Yönetmeliğine uygunluk belgesi sunmadıkları", 3. paragrafında "TSE idaresince tanzim edilen ithal malı uygunluk belgesinin, mükellefince sunulan yanıltıcı bir belge ile hukuka uygun olarak
düzenlenmediği" tespiti yapılan deklarasyon belgesinin incelenip incelenmediği anlaşılamayan bilirkişi raporunun karara esas alınmak için yeterli olmadığı; TSE’ye sunulduğu belirlenemeyen deklarasyon belgesinin, dosyaya da celbedilmediği dolayısıyla var olduğu dahi mahkemece tespit edilemeyen belgenin ne suretle yanıltıcı mahiyet taşıdığı; Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğünün 22/06/2004 tarihli yazısı üzerine Türk Standartları Enstitüsü 22/06/2004 tarihli ithal mallar için numune alma tutanağının düzenlemiş olması karşısında ithale konu eşyayı bizzat inceleyen TSE idaresinin ne suretle yanıltıldığı, ithal edilen eşyaların CE onayını taşımadığı veya TSE’ye uygunluk koşullarının bulunmadığı; anılan idare tarafından düzenlenen ithal malı uygunluk belgesinin hangi gerekçe ile hukuka aykırı ve sahte olarak düzenlendiği hususları gösterilmeden bilirkişi raporuna aynen bağlı kalınarak eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği gözetilerek, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2- Başvuranın hangi eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesini ihlâl ettiği ve hakkında idari yaptırım uygulandığının gösterilmemesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-(a) maddesinin "Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek" şeklindeki düzenlemesine aykırı idari yaptırım kararı verilmesinde,
3- 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden gerçek veya tüzel kişi hakkında idari yaptırım uygulaması gerekeceği ve somut olayda beyannamenin Caretta Bilgisayar Eğitim ve Dan. Hiz. Ltd. Şti. adına düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, işlenildiği iddia edilen kabahat ile ilgili tüzel kişi Caretta Bilgisayar Eğitim ve Dan. Hiz. Ltd. Şti. hakkında İdarî yaptırım uygulanabileceği; bunun dışında anılan Kanun’un, gerçek veya tüzelkişinin temsilcisi veya tüzel kişinin organı veya yetkililerinin, gerçek veya tüzel kişinin eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılacaklarına ilişkin bir düzenleme içermediği hususu göz önüne alındığında şirket ortağı gerçek kişi hakkında idari yaptırım kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Kanun Yararına Bozma talebinin 1 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede;
26/10/1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır. Mahkeme tarafından delil takdiri
yapılarak verilen karar aleyhine, eksik inceleme nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden,
2- Kanun Yararına Bozma talebinin 2 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede ise;
Kabahatlinin hangi eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesini ihlâl ettiği ve hakkında İdarî yaptırım uygulandığı hususu, idari yaptırım kararına başvuru üzerine, konuyu inceleyen Üsküdar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.01.2010 günlü kararında açıklandığı cihetle,
3- Kanun Yararına Bozma talebinin 3 numaralı bendine ilişkin yapılan incelemede ise;
Kabahatler Kanununun 8/1-2.maddesi hükümlerine göre, organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu faaliyeti kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, gerçek ve tüzel kişiler hakkında ayrı ayrı idari yaptırım kararı uygulanması mümkün olup, mahkemece de bu yönde karar verildiğinden,
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamedeki istemlerin anılan nedenlerle REDDİNE, 03/03/2014 günü oybirliğiyle karar verildi.