Tebliğname No: 7 - 2013/221338
MAHKEMESİ : Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 17/05/2011
NUMARASI: 2011/197 (E) ve 2011/533 (K)
SUÇ: 5607 sayılı kanuna muhalefet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Gümrük İdaresi vekili 08.06.2011 tarihli hakim havalesini içeren dilekçe ile temyizden vazgeçtiğinden sanığın temyizi üzerine yapılan incelemede
1)Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle sanığın eyleminin 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasa'nın 8/4. fıkrası kapsamında kaldığı düşünülmeden 5607 sayılı Yasa' ya muhalefetten yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığa atılı eylemler arasında hukuki kesinti bulunduğu ve eylemlerin ayrı ayrı suç oluşturduğu, bu nedenle yargılamaya devamla her suçtan ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden TCK'nın 43.maddesi uyarınca uygulama yapılması,
3) Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresinin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
4)CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan sanığın, savunmalarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği nazara alınarak, dava konusu sigaraların bilirkişi tarafından belirlenecek Cif değeri esas alınarak gümrük idaresince hesaplanacak "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı” olan miktarın kamu zararı olduğunun sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanununun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken kamu zararının giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5)5237 Sayılı TCK'nun 51/7. maddesi gereğince sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiği halde infazı kısıtlayacak şekilde sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın tamamının infaz edileceğine karar verilmesi,
6)Sanığın, lehe hükümlerin uygulanması yönündeki talebinin 5237 sayılı TCK' nın 50.maddesinin uygulanmasını da kapsadığı nazara alınıp, sanığın bu talebiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında CMUK 326/son fıkrasının gözetilmesine, 17.02.2014 günü 1,2 ve 3 numaralı bozma nedenleri yönünden oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tutulan her bir tutanağın ayrı bir suç olduğuna şüphe yoktur. Bu konuda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız yoktur. Zaten zincirleme suçun unsurlarından biri, birden fazla suçun varlığı, ancak bu suçların bir suç işleme kararından hareketle işlenmesidir.
Olayımızda sanık, 03.03.2011 ve 13.03.2011 tarihlerinde kaçak sigara satarken yakalanarak hakkında iki ayrı suç tutunağı düzenlenmiştir.
Bu iki suçla ilgili iddianameler her iki suç tarihinden sonraya aittir.
Tutanakla birlikte fiili kesintinin gerçekleşmiş sayılacağı aşikardır, ancak sonraki suçun ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmesi için fiili kesinti yetmiz, failin suç işleme kararını da yenilemesi ve hukuki bir kesintinin varlığı gerekir, keza iddianamenin mahkemece kabulü hukuki kesinti olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, suç türü, tutanak tarihlerindeki zaman aralığı, suç işleme yeri ve sanığın kastı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bir suç işleme kararı kapsamında hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, olayda teselsül hükümlerinin uygulanmasında eleştirilecek bir yan bulunmadığından, her iki eylemin ayrı ayrı suçları oluşturduğuna ilişkin 2 numaralı bozma nedenine katılmıyoruz.
KARŞI OY
4733 sayılı yasanın 8/4 fıkrasında "ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ürünleri yada taklit işaretleri taşıyan ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar ile ambalajlar üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri içerdiği bilgilerin farklı olması halinde bu ürünleri üreten veya ithal edenlere" müeyyide getirilmiş olup bu fıkranın uygulanabilmesi için ürünün yurt içinde üretilmesi veya yurt dışından yasal olarak ithal edilmesi gerekir. Yurt dışından kaçak getirilen eşyaya bandrol, etiket, pul, hologram vs konması mümkün değildir. Dolayısıyla 4733 sayılı yasa yönünden işlenemez suç söz konusu olduğundan kaçak sigara bulunduranlar için ancak 5607 sayılı kaçakçılık yasası uygulanabilir. İzah edilen nedenle 1 ve 3 numaralı bozma nedenine katılmıyorum.