Tebliğname No: K.Y.B. - 2013/257106
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye aykırılık suçundan sanık O.. Ç..’in, 556 sayılı Kararname’nin 61/A-c ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51/3. maddesi gereğince ertelenmesine dair SÖKE 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2007 tarihli ve 2006/474 esas, 2007/273 sayılı kararını müteakip deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle, 1 yıl 8 ay hapis aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 22/11/2012 tarihli ve 2006/474 esas, 2007/273 sayılı ek kararı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 22.07.2013 gün ve 47456 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2013 gün ve KYB. 2013-257106 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25/02/2009 tarihli ve 2008/19715 esas, 2009/2345 sayılı ilâmının içeriği ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23/02/2009 tarihli ve 2007/14317 esas, 2009/2264 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, bu maddenin atıf yaptığı 61’inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımlarının düzenlendiği 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1'inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1'inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanun'un genel hükümleri arasında bulunan 2'inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz..." hükümlerinin yer aldığı, olayımızda sanığa atılı eylemin, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup, 5'inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, o halde atılı eylemin, Türk Ceza Kanunu'nun 2'inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu duruma göre, kanun hükmünde kararname hükmüyle getirilen bu düzenlemenin Türk Ceza Kanunu'nun 2'inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin 03/01/2008 tarihli ve 2005/15 esas, 2008/2 sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, kanun hükmünde kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurguladığı, bu durum karşısında, 5252 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 2'inci maddesi ve 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5'inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde ; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerektiği, bu hukuki değerlendirmeye göre, atılı eylemin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2012 tarih ve 2006/474 Esas, 2007/273 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın çektirilmemesine, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.