Tebliğname No : 7 - 2012/248678
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/05/2012
NUMARASI : 2012/107 (E) ve 2012/536 (K)
SUÇ : 4733 ve 5607 Sayılı kanunlara muhalefet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
A) O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin yapılan incelemesinde,
08/05/2012 tarihinde karar verilen hükmü 1412 sayılı CMUK'un 310/3'te belirtilen 1 aylık yasal süresinden sonra 12/06/2012 tarihinde temyiz etmiş bulunan o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanığın temyiz talebinin incelenmesinde
1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle, 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasa'nın 8/4.maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yerine, aynı eylem nedeniyle bandrolsüz sigara satmaktan sanığın beraatine ve aynı zamanda kaçakçılık suçundan mahkumiyetine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- CMK.nun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep eden sanığa dava konusu eşyanın bilirkişi tarafından belirlenen Cif değeri esas alınarak gümrük idaresince hesaplanacak "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı" olan miktarın kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, zararı ödemediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Hükümden önce 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasanın 5.maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK.nun 50/6.madde ve fıkrasında yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip, 5275 sayılı Yasanın 106.maddesinin 4. ve 9.fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infazda yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceği ihtarına karar verilmesi,
4- Atılı suçun niteliğine göre, suçtan zarar görmediği halde davaya katılmasına karar verilen gümrük idaresi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/l.maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 13.05.2014 günü (1-2) nolu bozma nedenlerinde oyçokluğu, diğerlerinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Olay tarihinde sanığın marketinde sigara satması nedeni ile hakkında 4733 sayılı kanunun 8/4 maddesi ile cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmıştır.
Mahkeme, “Her ne kadar iddianamede Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 31.10.2011 tarih, 2011/584 esas, 2011/20136 karar sayılı kararı doğrultusunda sanığın hem kaçak, hem de bandrolsüz sigara satışı nedeniyle 4733 sayılı yasanın 8/4. Maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği belirtilerek dava açılmış ise de; suça konu sigaraların yurda kaçak yollardan sokulduğunun, bu sigaraları satışa arz eden kişi ya da kişilerin örneğin İstanbul'da Tahtakale'den ya da çantacı tabir edilen kişilerden ucuz fiyatla satın alarak sattıklarının herkesçe bilindiği, satan bu kişilerin suça konu sigaraların bandrolsüz olduğunu bilmelerinin kendilerinden
beklenemeyeceği, kaldı ki; bu sigaraların yurt dışından Türkiye'ye girişi sırasında bir kısmının sahte bandrollü ve bir kısmının bandrolsüz olarak girişlerinin yapıldığı, sanığın bu durumu bilmesinin söz konusu olamayacağı anlaşılmış olmakla,
5237 sayılı TCK.nun 44.maddesi ve 4733 sayılı yasanın 8/4.maddesi gereğince öngörülen ceza miktarının fazlalığı dikkate alındığında sanık hakkında daha lehe olan 5607 sayılı yasanın sanık lehine olacağı gözetildiğinde sanığın 4733 sayılı yasanın 8/4. Maddesi gereğince bandrolsüz sigara satmak suçundan beraatine,
Sanığın yurda kaçak yollardan sokulan sigaraları bu özelliğini bilerek satışa arz etmek suçundan eylemine uyan 5607 sayılı yasanın 3/5 md gereğince cezalandırılması cihetine gidilmiş” gerekçesi ile sanığın eyleminin 5607 sayılı kanuna muhalefet suçunun unsurlarını oluşturduğunu kabul etmiştir.
Sanığın temyizi üzerine yapılan incelemede Sayın Daire çoğunluğu ise sanığın eyleminin 4733 sayılı kanuna muhalefet suçunun unsurlarını oluşturduğunu kabul ederek hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Esasen, bu kararda belirtilmiş olmamakla birlikte sanığa atılı eylemin konusunu oluşturan yabancı menşeli sigaraların, yasal olmayan yollardan yurda getirildiği için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3. maddesinin 5. fıkrası hükmünde belirtilen eşya kapsamında olduğu Sayın Çoğunluk tarafından da kabul edilmektedir. Bu noktada bir görüş ayrılığımız bulunmamaktadır. Ancak Sayın Çoğunlukça, dava konusu yabancı menşeli kaçak sigaraların, aynı zamanda 4733 sayılı T.. K.. Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 8/4. maddesi hükmünde belirtilen ürünler kapsamına da girdiğini dolayısıyla maddede tanımlanan suçu da oluşturduğunu bu durumda olayda fikri içtima bulunduğunu kabul etmiş ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “fikri içtima” başlıklı 44. maddesi hükmü uyarınca sanığın en ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Kanunun 8/4. maddesi hükmüne göre cezalandırılması gerektiği görüşü hakim olduğundan hükmün bozulmasına karar vermektedir.
Sayın Çoğunluğun bozma kararına aşağıda açıklayacağım nedenlerle katılmıyorum.
1-5607 sayılı KMK nun 3/5 maddesi kapsamında bulunan dava konusu sigaraların aynı zamanda 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesinde sözü edilen ürünler kapsamına da girip girmediğini tespit için her iki yasanın önce amaç ve kapsam bakımından değerlendirilmesi sonra da anılan maddelerde suç tanımlarının incelenmesi gerekmektedir.
a) 5607 sayılı KMK nun “amaç başlıklı 1. maddesi hükmü şöyledir:
“Bu Kanunun amacı, kaçakçılık fiilleri ve yaptırımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usûl ve esaslarını belirlemektir. ”
Maddede sözü edilen kaçakçılık fiilleri “gümrük kaçakçılığı” fiilleridir. 4458 sayılı Gümrük Kanunun “amaç” başlıklı 1. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan her eşya hakkında gümrük kurallarına göre işlem
yapılması gerekmektedir. Aynı Kanunun 2. maddesine göre “Gümrük Bölgesi” Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsamaktadır. Kara suları, iç sular ve hava sahası gümrük bölgesine dahildir. Gümrük bölgesine giren ve çıkan “eşya” deyimi Gümrük Kanunun 3. maddesinin 23. bendi hükmüne göre her türlü madde, ürün ve değeri ifade etmektedir. Dava konusu olan sigaralar da bu hüküm kapsamında eşyadır. Gümrük bölgesinden girişi ve çıkışı da gümrük kurallarına tabidir. Bu kurallara uyulmadan gümrük bölgesine sokulması veya gümrük bölgesinden çıkarılması kaçakçılık fiili olarak kabul edilecek ve bu fiili işleyenler hakkında 5607 sayılı KMK nun fiile uygun maddesi uyarınca yaptırım uygulanacaktır. Sayın Çoğunluk ile aramızda bir görüş ayrılığı bulunmadığından bu konuda daha ayrıntılı bir açıklamaya gerek görülmemiştir.
b)4733 sayılı Kanunun “amaç ve tanımlar” başlıklı 1.maddesinin 1.fıkrası hükmü şöyledir:
“Bu Kanunun amacı; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılması ile T.. K..nun kurulmasına, bu Kurumun görev ve yetkilerinin düzenlenmesine ve tütün ve tütün mamullerinin Türkiye'de üretimine, iç ve dış alım ve satımına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. ”
Bu hükümde, konumuz bakımından “... tütün ve tütün mamullerinin Türkiye'de üretimine, iç ve dış alım ve satımına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” İfadesi önem arz etmektedir. Bu ifadenin anlamı şudur; Tütün ve tütün mamullerinin yurt içersinde üretimi, işlenmesi ile tütün ve tütün mamullerinin yurt dışından yasal olarak ithali ve yurt dışına yasal olarak ihracı (örneğin ithal ve ihraç edilecek ürünlerin cins ve miktarlarım belirleme, ithal ya da ihracına izin verme gibi) konular hakkındaki usul ve esaslar, bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat ile düzenlenmektedir. Bir başka anlatımla 4733 sayılı Kanun, yurt içinde üretilen tütün ve bu tütünlerden elde edilen ürünler ile yasal olarak ithal ve ihraç edilen ürünleri kapsamaktadır. Bu konularda 4733 sayılı Kanunla kurulan T.. K.. ve Kurulu görevli ve yetkilidir.
c)Sanık hakkında fiilleri nedeniyle uygulanması söz konusu olan yasa maddelerine gelince;
5607 sayılı KMK nun somut olaya uygun 3. maddesinin 5. fıkrası şöyledir;
“Birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. ”
5607 sayılı KMK nun 3. maddesinin birinci ila dördüncü fıkrası kapsamında yurda yasal olmayan yollardan sokulan kaçak eşyanın ticari amaçla alımı ve satımı fiilleri bu fıkra kapsamına girmektedir. Sanık- sanıklarda ele geçen dava konusu kaçak içkilerin ve sigaraların da bu madde kapsamına girdiğinde bir kuşku yoktur.
Sayın çoğunluk da bu görüştedir. Bu nedenle madde hükmü hakkında ayrıntılı açıklamaya gerek görülmemiştir.
Somut olaya uygulanması çoğunluk tarafından kabul edilen 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinin 4. fıkrası hükmü şöyledir:
“Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ürünleri ya da taklit (...)(1) işaretleri taşıyan ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar ile ambalajları üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretlerin içerdiği bilgilerin farklı olması halinde, bu ürünleri üreten veya ithal edenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu fıkrada belirtilen ürünlere el konulması, muhafazası ve tasfiyesi ile bunları ihbar edenlere ve yakalayan kamu görevlilerine ikramiye ödenmesi hususlarında 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda kaçak eşya için öngörülen usuller uygulanır. Bu ürünlere el konulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, numune alınarak ve gerekli tespitler yapılarak, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından imha suretiyle tasfiye kararı verilebilir. ”
Bu madde hükmünde yer alan ”ürünler” ifadesi, anlam ve kapsamı itibariyle Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığının konusunu oluşturmaktadır. Sayın Çoğunluk, sanıkta ele geçen dava konusu kaçak sigaraların iç piyasada alım - satımı fiilini 5607 sayılı KM nun 3/5. maddesindeki suçu oluşturduğunu kabul etmekle birlikte anılan eşyaların 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesi hükmündeki “ürünler” kapsamına da girdiğini kabul etmektedir. Madde hükmünde yer alan “ürünler” deyimi içersine dava konusu kaçak eşyaların girmediğini düşünmekteyim.
2 - 4733 sayılı kanun kapsamında olan “ürünler” den maksat yerli üretilen ve yasal olarak yurda ithal edilen ürünlerdir, (bknz yukarıda l.b) aynı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası ile 4. fıkrası hükmü birlikte değerlendirildiğinde görüşümüzün isabetli olduğu anlaşılacaktır. Yerli üretilen ürünler ile Gümrük mevzuatına uygun şekilde yurda ithal edilen sigaralar - tütün mamulleri de dahil ürünlerin de ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret olmadan ticari amaçla bulundurması, nakledilmesi, satışa arz edilmesi veya satılması halinde bu fiiller hakkında 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesi gereğince işlem yapılacaktır.
Yurda yasal olmayan yollardan giren ve bu nedenle kaçağa kaldığı kabul edilen tütün ve tütün mamulleri ise 4733 sayılı Kanunun kapsamı dışındadır. Bu nedenle söz konusu eşyaların alımı-satımı konusunda 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesi hükmü uygulanamayacaktır. Söz konusu ürünlerin ticari amaçla alım-satımı fiilleri hakkında ise 5607 sayılı Kanunun 3/5 maddesi ile uygun maddesine göre işlem yapılması gerekir. Somut olayımızda da bu uygulamanın yapılması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nun fikri içtimai düzenleyen 44. maddesinin olayda uygulama yeri de yoktur.
3- 5607 sayılı KMK'nun 3/5 ve 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddelerinde tanımlanan suçlar, ticari amaçla işlenen seçimlik hareketli suçlardır. Her iki maddedeki seçimlik hareketlere yakından baktığımızda 5607 sayılı KMK'nun 3/5 maddesinde sayılan seçimlik hareketlerden “satın alma” fiili 4733 sayılı Kanunda seçimlik hareket olarak sayılmamıştır. Herhangi bir olayda, yabancı menşeli kaçak sigaraları - diğer tütün mamullerini ticari amaçla satan ve ticari amaçla alan kişiler, bu fiili işlerken birlikte yakalanabilirler. Sayın Çoğunluğun görüşüne göre böyle bir olayda, ticari amaçla söz konusu eşyayı satan kişi hakkında 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesine göre, bu eşyaları ticari amaçla satın alan kişi hakkında ise 5607 sayılı KMK'nun 5/3 maddesine göre işlem yapılması gerekecektir. Varsayılan böyle bir olayda fiile konu eşya aynıdır. Satan kişi ile satın alan kişinin fiili işlemekteki amaçları da aynıdır. Fiilden aynı sonucu yani haksız kazanç elde etmektedirler. İşlenen fiilin toplumda meydana getirdiği olumsuz sonuçtan her iki sanık da aynı derecede sorumludur. Böyle bir durumda satan kişiye daha fazla, satın alan kişiye daha az ceza verilmesi ceza adaleti ve hakkaniyetle bağdaşmayacaktır.
Yukarıda açıkladığım gerekçelerle sanığın eylemi 5607 sayılı kanuna muhalefet suçunun unsurlarını oluşturmaktadır. Mahkemede sanığın eyleminin 5607 sayılı kanuna uyduğunu kabul etmiştir.
Bu nedenler ile 5607 sayılı kanuna muhalefet suçundan verilen mahkeme kararın sanığın temyiz talebine göre denetlenmesi ve 4733 sayılı kanuna muhalefetten verilen beraat kararını ile sanığın temyiz etmesinde hukuki fayda olamayacağından suç vasfından yapılan bozma nedenine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy