Tebliğname No: 7 - 2013/295659
MAHKEMESİ : Muradiye Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 08/07/2011
NUMARASI: 2010/304 (E) ve 2011/109 (K)
SUÇ: 4733 sayılı kanuna muhalefet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan sanıkların, savunmalarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri nazara alınarak, dava konusu sigaraların bilirkişi tarafından belirlenecek Cif değeri esas alınarak, gümrük idaresince hesaplanacak "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı olan miktarın kamu zararı olduğunun sanıklara bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, sigaraların gümrüklenmiş değerinin kamu zararı olarak sanıklara bildirilmesi ve ödenmemesi üzerine kamu zararının giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Ele geçen eşyanın niteliğine ve suç tarihine göre, sanığın 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasa'nın 8/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sanıklara verilen kısa süreli hapis cezası ertelendiği halde TCK'nın 53/4 maddesine aykırı olarak hak yoksunluğuna karar verilmesi,
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresinin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekâlet ücretine hükmolunması,
Malen sorumlunun, suça konu sigaraların bulunduğu araç üzerinde, bilirkişi raporuna göre, zula olarak tabir edilen bölümü yaptırdığı ve sanığın da malen sorumlunun şoförü olduğu, bu haliyle malen sorumlunun iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği ve güvenlik tedbiri niteliğindeki müsaderenin kazanılmış hak konusu olamayacağı anlaşılmakla, aracın müsaderesi yerine iadesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK 325 maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 27.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanıklar tarafından kaçak sigara naklinde kullanılan aracın, "iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunan malen sorumluya ait olduğu" gerekçesiyle mahkemece ruhsat sahibine iadesine karar verilmesine karşın. dairece müsaderesi yerine iadesine karar verilmesi bozma nedeni yapılmıştır.
Yerel mahkeme hükmü sadece sanıklar tarafından temyiz edilmiştir. Aleyhlerinde temyiz yoktur.
CMUK'nun 326. maddesi son fıkrası aleyhe temyiz olmadığı takdirde, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle verilen cezadan ağır olamaz hükmünü amirdir.
Çoğunluk görüşüne göre her ne kadar zoralımın, güvenlik tedbiri olduğu, ceza niteliği taşımadığından aleyhe bozma yasağına konu olamayacağından söz edilmekte ise de; mahkemece iadesine karar verilen eşya bizatihi yasak nitelikte, yasalar gereği zoralımı zorunlu bir eşya olmayıp, kaçak eşya naklinde kullanılan taşıma aracıdır. Aracın kendisi kaçak olmayıp, yasa dışı yollardan elde edildiğine dair de hiçbir belge yoktur. Bu nitelikteki bir aracın zoralımı, sanığın mülkiyet hakkını sonlandıran ceza niteliğini taşıyan bir karardır. Zoralımın, ceza yasasında güvenlik tedbirleri bölümünde düzenlenmesi her koşulda güvenlik tedbiri olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Olayımızda olduğu gibi zoralım kararı, sanık yönünden ceza gibi sonuçlar doğurmaktadır. Sanık hakkının ihlali anlamına gelir.
Aleyhe bozma yasağının bir amacı da, sanıkların temyiz yasa yoluna başvurmaktan korkmamasını sağlamak, hak arama özgürlüğünün önünü açmaktır.
Anayasamıza göre T.C hukuk devletidir.
Hukuk devleti, devlet organlarının tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranan devlet olarak ta tanımlanmaktadır.
CMUK'nun 326. maddesi son fıkrasının dar yoruma tabi tutularak, aleyhe değiştirmeme ilkesinin mutlak surette ve sadece verilen ceza miktarı ile sınırlı tutularak, sanık aleyhine sonuçlara yol açmak, ceza ve usul yasalarının temel esprisine aykırı olup, hukuk devleti ilkesini de zedeler niteliktedir.
Suçta kullanılan nakil vasıtasının aleyhe temyiz olmadığı halde bozulması, sanıklar yönünden bozmaya uyulduğu taktirde önceki hükümden çok daha ağır hukuksal sonuçları doğuracağı açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı 5 numaralı bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy