5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'ın aynı Kanun'un 8/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52,62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 6.080,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalanırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Derinkuyu Asliye Ceza Mahkemesinin 11/03/2010 tarihli ve 2010/10-53 sayılı kararını müteakip sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç iplemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, anılan cezanın aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 15/03/2012 tarihli ve 2010/10-53 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 04.12.2013 gün ve 73669 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2013 gün ve KYB. 2013-387957 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5846 sayılı Yasanın 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 142. maddesi ile değişik 81/4. maddesinde "Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticari amaçla satın alan ya da kabul eden kipi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır." hükmüne yer verilmiş ise de, aynı maddenin içtimayı düzenleyen 13. fıkrasında yer alan "Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71’inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır." hükmü ve 5728 sayılı Yasanın 138. maddesiyle değişik 71/1. maddesindeki "Bu kanunda koruma altına alman fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı haklan ihlal ederek: Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticari amaçla satm alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur." şeklindeki hüküm ve aynı yasanın soruşturma ve kovuşturma usulünü düzenleyen 75. maddesindeki "71 ve 72'nci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Yapılan
şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmemesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir." ve "Bu kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlar dolayısıyla başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde maneve- ve mali hak sahibi kişiler şikayet haklarının kullanabilmelerini sağlamak amacıylâ- durumundan haberdar edilirler." hükümleri dikkate alınarak 5271 sayılı Yasanın 234/2. maddesi ve 5846 sayılı Yasanın 5728 sayılı Yasanın 140. maddesi ile değişik 75. maddesi gereğince, eserler üzerinde hak sahipleri olan suçun mağdurları belirlenip davadan haberdar edildikten sonra yasal sürede şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulması ve hak sahibi olunduğunun ispatlanması halinde lehe yasanın belirlenmesi bakımından 5846 sayılı Yasanın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının l/b alt bendi ile 5728 sayılı yasa ile değişik 81/13 maddesi ve aynı yasanının 71/1. madde hükümleri, şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulmaması veya hak sahibi olunduğunun ispatlanamaması halinde ise 5846 sayılı Yasanın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. ve 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının l/b alt bendi hükümleri karşılaştırılıp, 5728 sayılı Yasa ile 75/son fıkrasında yapılan lehe değişiklik de dikkate alınarak sonucuna göre mahkemece uygulama yapılmasının gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi itibariyle 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/9-1-b. maddesi yürürlükte bulunmadığı için karar tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi bakımından mevzuat hükümleri arasında kıyaslama yapılmasını gerektirir bir durum söz konusu olmadığından; yine, güvenlik güçlerince hükümlünün seyyar olarak dava konsusu eşyayı sattığı hususunun tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatılmış olup, eserler üzerinde hak sahibi olan kişilerin şikayette bulunmamaları nedeniyle mahkemece suç vasfının tayininde bir isabetsizlik olmadığından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy