MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5846 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük, erteleme ve müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Sanığın işyerinde yapılan arama sonucu ele geçen dava konusu kitaplar ile ilgili olarak müşteki ... 09/10/2009 tarihli şikayet dilekçeleri ekinde hak sahipliği belgelerinin bulunmadığı ve yargılama aşamasında mahkemenin verdiği süre sonunda 14/10/2010 tarihinde hak sahipliği belgelerini sundukları cihetle, 5846 sayılı yasanın 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasa ile değişik soruşturma ve kovuşturma usulünü düzenleyen 75.maddesindeki "71 ve 72.maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Yapılan şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmemesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir" şeklindeki düzenlemeye göre müşteki vekilinin hak sahibi olduğunu kanıtlayan belgeleri ibraz etmemesi nedeniyle sanık hakkında 5846 sayılı yasanın 71/1. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden, bandrolsüz oldukları tespit edilen 5846 sayılı Yasa kapsamındaki materyalleri işyerinde satmak için bulundurduğu anlaşılan sanık hakkında 5846 sayılı Yasa'nın 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasa ile değişik 81/4 maddesi hükmü uyarınca uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2-5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zararın bulunmadığının anlaşılması halinde, CMK.nun 231. maddesindeki diğer objektif ve sübjektif koşullar tartışma konusu yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışma konusu yapılmadan yalnızca müştekinin zararının karşılanmamış olması gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Müşteki vekilinin 6 aylık yasal şikayet süresi içerisinde hak sahibi olduklarını kanıtlayan belgeleri ibraz etmemesi nedeniyle müşteki ...'ın davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, müdahilliğine karar verilerek lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
Yasaya aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 25/12/2013 günü oybirliğiyle karar verildi.