Tebliğname No : 7 - 2013/403390
MAHKEMESİ : İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/06/2013
NUMARASI : 2013/9 (E) ve 2013/50 (K)
SUÇ : 4389 sayılı Yasa'ya aykırılık
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın nev'i ve miktarına göre katılan T.. T.. vekilinin duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanıklar M.. C.. ve L.. U.. hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/2 (uyarı ve talimatlara aykırı davranmak) maddesine aykırılık suçundan açılan kamu davası hakkında zamanaşımı süresince mahalinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I- Sanık M.. C.. müdafiinin ve katılanlar vekillerinin anılan sanık hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3 maddesi gereğince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizlerine göre yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin sanıklar M.. T.., L.. U.., T.. C.., Y.. G.. ve A.. C.. hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3 maddesi gereğince kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizlerine göre yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK.nun 61.maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve failin güttüğü amaç ve saik unsurları dikkate alınarak hakim tarafından alt ve üst sınırlar arasında bir temel cezanın belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkeme 03.10.2011 tarihli kararında nitelikli zimmet suçundan hüküm kurarken bir kısım sanıklar için "oluşa ve sanığa göre herhangi bir teşdit sebebi görülmediği" gerekçesi ile bir kısım sanıklar için de "sanığın kastının yoğunluğu, olayın oluş ve özelliği, suça konu kredilerden bizzat kendinin yararlanmamış bulunması" gerekçesi ile alt sınırdan temel cezayı belirlemiştir.
Dairemizce hükmün bozulması üzerine mahkeme 28.06.2013 tarihli kararına aynı eylemler nedeniyle sanıklar hakkında basit zimmet suçundan hüküm kurarken, "eylemlerin sayısı, suç kastının yoğunluğu, zarar miktarının büyüklüğü, suçun işleniş şekli ve sanığın konumu" gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden temel cezayı belirlemiştir.
Temel ceza belirlenirken 03.10.2011 tarihli hükümde sanıklar lehine kabul edilen hususların, bu kez 28.06.2013 tarihli hükümde sanıklar aleyhine yorumlanması çelişki meydana getirmektedir.
Yerel mahkemece 03.10.2011 tarihli hükümde, teşdit sebebinin bulunmaması, kastın yoğunluğu ve suça konu kredilerden bizzat yararlanılmamış olması sanıklar lehine değerlendirildiği halde, 28.06.2013 tarihli hükümde, değişen herhangi bir hal ve durumun bulunmadığı gözetilmeden, bu sefer suç kastının yoğunluğu ve zarar miktarının büyüklüğü sanıklar aleyhine değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III-Sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin sanıklar A.. K.., S.. S.. ve M.. A.. hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3 maddesi gereğince kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizlerine gelince;
1-5237 sayılı TCK.nun 61.maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve failin güttüğü amaç ve saik unsurları dikkate alınarak hakim tarafından alt ve üst sınırlar arasında bir temel cezanın belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkeme 03.10.2011 tarihli kararında nitelikli zimmet suçundan hüküm kurarken bir kısım sanıklar için "oluşa ve sanığa göre herhangi bir teşdit sebebi görülmediği" gerekçesi ile bir kısım sanıklar için de "sanığın kastının yoğunluğu, olayın oluş ve özelliği, suça konu kredilerden bizzat kendinin yararlanmamış bulunması" gerekçesi ile alt sınırdan temel cezayı belirlemiştir.
Dairemizce hükmün bozulması üzerine mahkeme 28.06.2013 tarihli kararında aynı eylemler nedeniyle sanıklar hakkında basit zimmet suçundan hüküm kurarken, "eylemlerin sayısı, suç kastının yoğunluğu, zarar miktarının büyüklüğü, suçun işleniş şekli ve sanığın konumu" gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden temel cezayı belirlemiştir.
Temel ceza belirlenirken 03.10.2011 tarihli hükümde sanıklar lehine kabul edilen hususların, bu kez 28.06.2013 tarihli hükümde sanıklar aleyhine yorumlanması çelişki meydana getirmektedir.
Yerel mahkemece 03.10.2011 tarihli hükümde, teşdit sebebinin bulunmaması, kastın yoğunluğu ve suça konu kredilerden bizzat yararlanılmamış olması sanıklar lehine değerlendirildiği halde, 28.06.2013 tarihli hükümde, değişen herhangi bir hal ve durumun bulunmadığı gözetilmeden, bu sefer suç kastının yoğunluğu ve zarar miktarının büyüklüğü sanıklar aleyhine değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
2-765 sayılı TCK.nun 31. maddesindeki "... üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyet hükmolunan cezaya müsavi bir müddetle, hidematı ammeden memnuiyeti müstelzimdir." hükmü dikkate alınarak, sanıkların kamu hizmetlerinden yasaklılık sürelerinin ceza sürelerine eşit olması gerektiği gözetilmeden, sanıkların kamu hizmetlerinden müebbeten yasaklanmalarına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy