4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'ün, anılan Kanun'un 8/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/198 esas, 2012/277 sayılı ilamı tekerrüre esas teşkil ettiğinden sanık hakkında anılan Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/10/2013 tarihli ve 2013/115 Esas, 2013/686 sayılı Kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 11.03.2014 gün ve 17630 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/04/2014 gün ve KYB. 2014/107340 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/5. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın sabıkasına esas eylemini işlediği tarihte 18 yaşından küçük olduğu anlaşılmakla, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/3. maddesinde yer alan “ Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir” hükmüne aykırı olarak, 1 yıl 8 ay hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanun’un 53/3. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunun 14.maddesinde "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır." hükmü öngörülmüş olup 12.11.2013 tarihli usulsüz tebligatın sanığın askerde olması nedeni ile Tebligat Kanunu 16. Maddesine göre babasına tebliğ edildiği görülmekle;
Sanığa yapılan tebligat geçersiz olup kararın kesinleşmediği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemini içerir ihbarnamesinin REDDİNE, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.