Muhtelif suçlardan hükümlü ...'in cezalarının 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası olarak içtimasına dair Ankara 1.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2011 tarihli ve 2011/173 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına ilişkin Ankara İnfaz Hâkimliğinin 20.07.2012 tarihli ve 2012/2015 esas, 2012/2507 sayılı kararı sonrasında, hükümlünün yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahisle denetimli serbestlik tedbirinin geri alınmasına dair Ankara 1.İnfaz Hâkimliğinin 30.04.2013 tarihli ve 2013/696 esas, 2013/755 sayılı kararı üzerine hükümlünün firar eylemi nedeniyle disiplin soruşturmasına başlanmasına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2013 tarihli talebinin görev alanları dışında bulunduğundan bahisle yerine getirilmediğine dair Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 22.05.2013 tarihli ve 2012/1470 NKL sayılı yazısına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara infaz Hâkimliğinin 11.06.2013 tarihli ve 2013/882 esas, 2013/950 sayılı kararına yönelik itirazın keza reddine dair ANKARA 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli ve 2013/586 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 20.12.2013 gün ve 78168 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2014 gün ve KYB. 2013-406500 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; hükümlü ...'in cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair karar verilmesini müteakip adı geçen hükümlünün yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşılması karşısında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tebirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A-(b), 8, 9 ve 46/8-d maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınmadan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile bunun dışında kalan ve ceza hükmü içeren özel ceza yasalarıyla verilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulanmasındaki temel ilke ve amaçlar ile infaz şekilleri, infazın ertelenmesi, infazla ilgili kararlar, denetimli serbestlik, kamuya yararlı bir işte çalıştırma, koşullu salıverme, seçenekli yaptırımların uygulanması, tutuklama kararının yerine getirilmesi, özel infaz hükümleri, mükerrirlere özgü infaz rejimi gibi tüm ceza yasalarından verilen cezaların infazına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, temel bir yasadır.
Tüm bu anlatımlardan da anlaşılacağı üzere, ceza hükmü içeren yasalar uyarınca verilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulama usul ve esaslarını düzenleyen ve içerisinde ceza hükmü içeren bir düzenlemenin de yer almadığı temel yasa niteliğindeki bu kanun özel ceza yasası olarak değerlendirilemez.Nitekim, Yargıtay ll.C.D.’nin 20/11/2013 gün ve 2013/20450 esas, 2013/17234 karar sayılı, Yargıtay l.C.D.’nin 27/01/2014 gün ve 2014/693-234 E.K. sayılı, Yargıtay 8.C.D.’nin 17/03/2014 gün ve 2014/915-6613 E.K. sayılı ve 10/02/2014 gün ve 2014/913-2593 E.K. sayılı, Yargıtay 10.C.D.’nin 17/02/2014 gün ve 2014/904-1059 E.K. sayılı ve 04/03/2013 gün 2012/28685 esas, 2013/2014 karar sayılı, Yargıtay 4.C.D.’nin 16/01/2014 gün ve 2012/36844 esas 2014/992 karar sayılı, Yargıtay 15.C.D.’nin 24/02/2014 gün ve 2014/2207-3249 E.K. sayılı kararlarda olduğu üzere, 5275 sayılı Yasanın infaz sırasında uygulaması ile ilgili ortaya çıkan hususlar yönünden verilen kararlara ilişkin kanun yolu incelemeleri Yargıtay’ın ilgili suça bakmakla görevli Dairesince yapılmakta, aynı şekilde yasanın 111 ve devamı maddelerinde yer alan tutuklama kararının yerine getirilmesi, tutukluların hakları ve kısıtlayıcı önlemlerle ilişkin yerel mahkemelerce verilen ve temyize konu olmayan kararlar yönünden olağanüstü kanun yoluna başvurulması halinde de, yargılama konusunu oluşturan suça bakmakta olan ceza Dairelerince karara bağlanmaktadır.
Bu uygulamanın aksi düşünülecek olursa, Yargıtay’ın ceza dairelerinin tamamının bakmakta olduğu her türlü suç ve kabahatin infazı ile ilgili tüm hukuka aykırılıkların çözümünün Dairemizce yapılması sonucu doğacaktır ki bu da Yargıtay Kanunundaki iş bölümüne ilişkin hükümlere aykırılık teşkil edecektir.
Yargıtay Kanunu'nun 6110 sayılı Kanunla değişik 14.maddesine dayanarak Yargıtay Büyük Genel Kurulunca hazırlanan işbölümüne göre, Dairemizin görevi özel ceza yasalarından veya Kabahatler Kanunu'ndan doğan ve başka bir dairenin görev alanına girmeyen suç ve kabahatlere ilişkin temyiz incelemesi görevinden ibaret olup, Kanun Yararına Bozma talebinin konusu olan dosyanın yapılan incelemesinde;
Hükümlü ... hakkında, çocuğun nitelikli istismarı ve firar suçlarından verilen hapis cezasının infazına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; hükümlü hakkında hükmolunan ceza, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen çocuğun nitelikli istismarı ve firar suçlarına ilişkin olup, bu cezanın infaz sırasında uygulanan ve temel yasa özellikleri taşıyan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, özel ceza yasası kapsamında değerlendirilemeyeceği cihetle, Kanun Yararına Bozma istemine konu hükmün konusuna ve Yargıtay Kanununun değişik 14.maddesi uyarınca, işin incelenmesi Yargıtay Yüksek 14.Ceza Dairesinin görevine dahil olduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görev konusunda uyuşmazlığın çözümü için dosyanın Yargıtay Başkanlar Kurulu’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy