Tasarım hakkına tecavüz suçundan şüpheliler ..., ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/09/2013 tarihli ve 2013/108682 soruşturma, 2013/52192 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2013 tarihli ve 2013/1354 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 19/03/2014 gün ve 20153 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2014 gün ve KYB. 2014/113245 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin Tasarım hakkına tacavüz iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında 551 sayılı Patent Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun'un suç tanımlayan hükümlerinin tamamen kaldırılmış olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, şikayetçinin dilekçesine eklediği ve Kayseri Asliye 3. Hukuk Mahkemesine sunulan İş Güvenliği Uzmanı Hacı Ömer Yıldız tarafından düzenlenen 20/03/2013 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine sunulan Yrd. Doç. Dr. Hakan Ertem tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, endüstriyel tasarım tescil hakkı şikayetçide bulunan söz konusu ürünler ile şüpheliler tarafından üretilen ürünlerin benzerlik gösterdiğinin belirtilmiş olduğu nazara alındığında, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun cezai müeyyideler içeren maddelerine göre suç oluşturup oluşturmadığı hususunda herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.
maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.09.2013 tarih ve 2013/52192 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ilişkin tüm dosya ile delil niteliğindeki bilirkişi raporlarının aslı ya da tasdikli örnekleri dosya içerisinde bulunmadığı anlaşıldığından, belirtilen evrakların dosyaya eklendikten sonra iade edilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 02.07.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.