5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...’ın, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Şanlıurfa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2011 tarihli ve 2013/393 esas, 2014/114 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27.05.2014 gün ve 36655 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12/06/2014 gün ve KYB. 2014/216491 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Başkasına ait kimlik kartı ile sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesi şeklinde iddia olunan eylemin 5809 sayılı Kanun’un 56/3.maddesi yoluyla 63/10.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sübutu halinde yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207.maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu oluşturabileceği, bu kapsamda maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi için abonelik sözleşmeleri ekindeki kimlik fotokopilerinin katılana ait gerçek nüfus cüzdanına ait olup olmadığı araştırılarak sanığın abonelik sözleşmeleri yapılırken sahte nüfus cüzdanı ile yanıltılıp yanıltılmadığının belirlenmesi ayrıca abone sözleşmesi üzerinde katılan adına atılı imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sanığın unsurları oluşmayan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun 63/10. maddesindeki suçtan mahkumiyetine yol açacak şekilde yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'unun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararında belirtildiği üzere kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin, takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır.
Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 25.11.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy