4857 sayılı İş Kanunu'na aykırılık eyleminden kabahatli Denizbank A.Ş. hakkında, aynı Kanun’un 41 ve 102/c. maddeleri uyarınca 22.000,00 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına dair İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 31/05/2013 tarihli ve 51498 sayılı idari para cezasına yönelik başvurunun reddine ilişkin İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/09/2013 tarihli ve 2013/265 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın keza reddine dair İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2013 tarihli ve 2013/197 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 13.01.2014 gün ve 2849 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2014 gün ve KYB. 2014-22935 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, kabahatli bankanın çağrı merkezinde çalışan 100 işçinin 15 günde bir 18.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarına ilişkin fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği gerekçesi ile her işçi için 220,00 Türk lirası idari para cezası olmak üzere toplam 22.000,00 Türk lirası idari para cezası verilmişse de, kabahatli banka ile çalışanlar arasında yapılan iş sözleşmelerinde belirlenen yıllık ücret miktarının fazla çalışma ücretlerini de kapsadığı şeklinde düzenleme bulunduğu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 28/03/2013 tarihli ve 2012/18102 esas, 2013/6563 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, iş sözleşmelerinde yer alan fazla çalışma ücretinin genel ücrete dahil olduğu yönündeki hükümlerin geçerli olduğu, ancak bu yöndeki kurallara sınırlı olarak değer verilmesi gerektiği, yılda 270 saati aşan fazla çalışmaların mutlaka ayrıca ücretlendirilmesi gerektiğinin bu konudaki yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği, somut olayda 15 günde bir 18.00-20.00 saatleri arasında 2 saat fazladan çalışan işçilerin yıllık fazla çalışma saatlerinin 270 saati geçmediği, İdarî para cezasına yönelik başvuruyu inceleyen İstanbul 20. Sulh Ceza Mahkemesince de bu hususun tespit edildiği, ancak fazladan çalışan işçilerin bir kısmının iş sözleşmelerinde ücret miktarının yazılmadığı ve kanunî denetime olanak verecek şekilde işçilerin fazla çalışma sürelerini gösteren belgelerin düzenlenmemiş olması gerekçeleri ile kabahatli bankanın başvurunun reddedildiği, bu karara yönelik itirazın da reddedildiği anlaşılmakla, kabahatli hakkında düzenlenen idari para cezasında 100 işçi için ayrı ayrı ceza verilmiş olduğu, bir kısım işçilerin sözleşmelerinde ücret miktarının yazılmamasının diğer işçiler yönünden yapılan işlemleri de usulsüz hale getirmeyeceği, sözleşmede ücreti belirlenen işçiler yönünden ayrıca değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
26.10.1932 gün ve 29/12 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır.
Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnameye dayanan kanun yararına bozma isteminin anılan nedenle REDDİNE, 26/06/2014 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy