5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a aykırılık eylemi sebebiyle, anılan Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca ... hakkında Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 11/02/2013 tarihli ve 455 sayılı idari para cezası karar tutanağı ile verilen 256.392,00 Türk lirası idari para cezasına, muteriz vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile idari yaptırım kararının kaldırılmasına dair... 37. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/05/2013 tarihli ve 2013/108 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin... 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/07/2013 tarihli ve 2013/133 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 05.02.2014 gün ve 2013-8879 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2014 gün ve KYB. 2014-66104 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5549 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinde "Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.” aynı Kanun'un 13/1. maddesinde “(1) Bu Kanunun 3 ve 6 ncı maddeleri ile 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklerden herhangi birini ihlâl eden yükümlülere Başkanlıkca beşbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu veya yetkili müessese olması halinde, İdarî para cezası iki kat olarak uygulanır.” hükmü ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Yönetmeliğin 17/1. maddesinde yer alan “Yükümlüler bir başkası hesabına hareket edilip edilmediğini ve işlemin gerçek faydalanıcısının kimliğini tespit etmek için gerekli tedbirleri alır. Bu kapsamda kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla yükümlüler, gerekli duyurulan hizmet verdikleri tüm işyerlerine müşterilerin rahatça görebileceği şekilde asarlar. Finansal kuruluşlar ayrıca sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını alır. Bu beyan müşteri sözleşmesinde belirtilebilir veya uygun formlar kullanılarak alınabilir.” düzenlemeler nazara alındığında, ikrazatçılık faaliyeti yapan kabahatlinin ödünç sözleşmeleri yaparak sürekli iş ilişkisi kurduğu müşterilerinden kendi ad ve hesaplarına hareket edip etmediklerine dair yazılı beyan almadığı bu itibarla idari yaptırım kararının usule ve yasaya uygun olduğu gözetilmeksizin itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken
./..
-2-
yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 19/02/2014 tarih ve 2013/10956 Esas ve 2014/2469 Karar sayılı ilamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğinin aksine Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Yönetmeliğin 17/1.maddesinde ve 5549 sayılı Yasada söz konusu eylem için bir yaptırımın bulunmadığının belirtildiği ve bu nedenle kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden REDDİNE, 26.06.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy