MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük,müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin sanık lehine olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1.Ele geçen eşyanın niteliğine ve suç tarihine göre, sanığın 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla; dosyada mevcut adli sicil kaydına göre hakkında kesin mahkumiyet niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan ve UYAP kayıtlarında benzer suçtan açılmış dosyası ile duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan, kovuşturma aşamasında pişmanlığını dile getiren ve hakkında TCK’nun 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan sanığın bir daha suç işleyeceğine dair olumsuz kanaatin nasıl oluştuğu Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açıklanmadan "Sanığın aynı suç nedeniyle mahkememizde birden fazla dosyasının bulunduğu dikkate alınarak sanığın uslanmaz kişiliği, sabıkalı kişiliği dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkememize kanaat gelmediğinden" şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
3. TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanması gerektiği gözetilmeden adli para cezasını da kapsayacak biçimde uygulama yapılması,
4. Hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hapis cezasına mahkum olan sanık hakkında 1. fıkranın (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hiç bir ayrım yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
5. Sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kasıtlı suçtan mahkumiyet sayılamayacağı gözetilmeden hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması,
6. Suçtan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 25.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.